6 Haziran 2024 Perşembe

Zaman Yolculuğu Geçmiş Şimdi ve Geleceğin Kısa Tarihi

Arkadaşlar bu kitaptan birazcık alıntılar yapacağım, zamanda yolculuk mevzusuna dikkatleri tekrar çekmek için diğer iki zamanda yolculuk kitabından yapmaya başladığım gibi... :) Altını çizmeye değer bulduğum yerleri sizlerle paylaşıyorum, bu post da inşallah zaman içinde devam edecektir okundukça ve altları çizildikçe... :) 


--------------------------------------------------------------------------------------

Geometricilere göre dördüncü boyut, bilinen bütün yönlerle arasında doksan derecelik bir açı bulunan bilinmeyen bir doğrultuydu. Bunu gözünde canlandırabilen var mı? Bu, hangi yöndür? Daha fazla boyut bulunması gerektiği şeklindeki cebirsel olasılığı henüz 17. yüzyılda fark eden İngiliz matematikçi John Wallis, bunların, "Doğada bulunması, bir Kimera ya da Sentor bulmak kadar bile olası olmayan bir canavar olduğunu söyledi.

Not: Kimera: Eski hikayelerde aslan kafalı, keçi gövdeli, uzun kuyruklu, ateş kusan korkunç yaratık.

Sentor: Yunan mitolojisinde başı, göğsü ve kolları insan, geri kalanı at formunda olan yaratık.

Yine bilimsel spekülasyondan ilham alan Edgar Alan Poe, 1945'te şunları yazdı. "Hiçbir düşünce yok olamayacağı gibi, hiçbir eylem de sonsuza dek sonuçsuz kalmaz."

----------------------------------------------------------------------------------------

Zaman gezgini de "her şeyi gören bir gözlemci"dir:

Her şeyi gören bir gözlemci için unutulan bir geçmiş -varoluştan kalkmış görünen bir zaman parçası- veya henüz açığa çıkmamış boş bir gelecek yoktur. Her şeyi gören gözlemci, bütün şimdiyi algıladığı gibi, aynı zamanda, bütün geçmişi ve bütün kaçınılmaz geleceği de algılar. Hatta, şimdi, geçmiş ve gelecek, böyle bir gözlemci için anlamsız olacaktır: O her zaman tam olarak aynı şeyi algılayacaktır. O, adeta, uzay ve zamanı dolduran Değişmez bir Evren, her şeyin her zaman aynı olduğu bir evren görecektir.

"Eğer geçmişin bir anlamı varsa," diye devam eder, "o da belli bir yöne bakmaktır; ' gelecek' ise aksi yöne bakmak demektir."

Değişmez Evren bir hapishanedir. Özgür olduğunu söyleyebilecek tek kişi Zaman Gezgini'dir.

------------------------------------------------------------------------------------------

Evet dostlarım sayfa 21'e kadar geldik ve ilk bölümü bitirdik ve burayı daha önce de okumuştuk ve bir tekrar oldu... Şimdi çayımız kalmadığından bir kuşburnu yapalım kendimize... :)

------------------------------------------------------------------------------------------

Bedenin, hep şimdiki zamanda, geçmişle geleceği ayıran çizgide, hareket eder. Ama zihnin daha özgürdür. Düşünebilir; ve o anda şimdidedir. Hatırlayabilir; ve bir çırpıda geçmiştedir. Hayal edebilir; ve bir çırpıda gelecektedir, bütün olası geleceklerden hangisini isterse. Zihnin zamanda yolculuk edebilir! -Eric Frank Russell (1941)

ZAMAN YOLCULUĞUNUN, DAHA DOĞRUSU zaman yolculuğu kavramının ancak yüz yaşında olduğunu fark etmek ne tuhaf. Sözcük İngilizcede ilk 1914 yılında, Wells'in Zaman Gezgini'nden türetilerek kullanılır. Geleceğe yolculuk edilebilir mi? Gelecekte nasıl bir dünya var? Geçmişe yolculuk edilebilir mi; tarih değiştirilebilir mi? Nasıl olduysa insanlık bu soruları sormadan dört bin yıl geçirmeyi bir şekilde başardı. Bu sorular hiç doğmadı.

Eski zamanlarda insanlar için geçmişe ya da geleceğe gitmek çok çok uzaklarda titreşen zayıf bir ışıktan başka bir şey değildi. Zaman yolculuğu nadiren birilerinin aklına düşerdi. Repertuara dahil değildi. Uzamda yolculuk bile demiryolları döşenene kadar modern standartlara göre az ve yavaştı.

Ama biraz zorladığımızda, tartışmalı da olsa bazı erken zaman yolculuğu örnekleri, adı konmamış zaman yolculukları bulabiliyoruz. Örneğin, Hindu destanı Mahabharata'da Kakudmi adındaki karakter Brahma'yla tanışmak için göğe yükselir ve döndüğünde çağlar geçtiğini, tanıdığı herkesin ölmüş olduğunu görür. Eski zamanlardan bir Japon balıkçı olan Urashimo Taro da benzer bir kaderi paylaşır; geri dönüşü olmayan bir sıçrayışla evden çok uzağa, geleceğe gider. Keza, Rip Van Winkle'ın da uykusunda zaman yolculuğu yaptığı söylenebilir. Ayrıca, rüyada zaman yolculuğu, halüsinojenlerle zaman yolculuğu ve hipnotizmayla zaman yolculuğu da vardı. Bir de 19. yüzyıl edebiyatında şişeye konan mesajla yapılan zaman yolculuğu örneğinden bahsedilebilir: Yazarıysa, tarih satırında "'SKYLARK' BALONU, 1 NİSAN 2848" yazan ve hayali bir denizde yüzen "mantar tıpalı bir kavanozda" bulduğu "tuhaf görünümlü bir el yazması"nı anlatan Poe'den başkası değildir.

Bizler, atalarımızın sahip olmadığı bir zaman duygusuna ulaştık. Uzun zamandır yoldaydı. 1900 yılıyla birlikte, zaman ve tarihler konusunda bir öz-bilinç meşalesi yandı. 20. yüzyıl yeni bir güneş gibi yükseliyordu. "Zamanın karnından hiçbir yüzyıl çıkmadı ki gelişi gece yarısı ayinleri ve seküler festivallerin çok çok sekiz gün öncesinden kapı açacağı büyük beklentiyi, evrensel umudu yaratsın," diye yazdı Philedelphia Press'in başmakale yazarı.

Zaman Makinesi tek yöne bakmaktadır: ileri. Aslında kol geri çekildiğinde geçmişe gidebilmektedir, ama Zaman Gezgini geçmişe gitmekle hiç ilgilenmez. İyi de oldu, diyor Zangwill. Düşünün ne zorluklar çıkardı. Geçmişimizde araya kaynak yapmış bir Zaman Gezgini yoktu. İçinde bir Zaman Gezgininin bulunduğu bir geçmiş farklı bir geçmiş olur, yeni bir geçmiş. Bunlar kelimelere dökülmesi kolay şeyler değildi:

Geçmişe gitseydi, kendisi ve yeni icat ettiği makinesi belirdiğinde, ex hypothesi [teorik olarak] gerçeğe uymayan bir Geçmiş üretmiş olacaktı.

Bir de kendisiyle karşılaşma meselesi var. Bunu ilk fark eden Zangwill'dir ama sonuncu olmayacaktır:

Kendi eski hayatına girmiş olsa, aynı anda, farklı yaşlarda, iki kişi olarak var olacaktı; Sir Boyle Roche'u bile zorlayacak bir marifet. :)

(Zangwill'in okurları Roche'u "Sayın Bay Sözcü, aynı anda iki yerde birden bulunamam, tabii kuş değilsem, " demiş olan İrlandalı bir siyasetçi olarak hatırlayacaktır.

Kitap eleştirmenleri geldi geçti ve kısa  süre sonra filozoflar oyuna dahil oldu.  Zaman yolculuğunu, laternacıdan gözlerini alamayan orkestra şefininkine benzer bir mahcubiyetle dikkate aldılar. "Çağdaş kurgudan önemsiz bir örnek," dedi Columbia Üniversitesi'nden Profesör Walter Pitkin 1914'te Journal of Philosophy'de yazarken. Bilimde -zamanın ölçülebilir ve t olarak bilinen mutlak bir nicelik olduğu alemde- bir şeyler uyanıyordu ve filozoflar huzursuzdu. Yeni yüzyılın ilk yıllarında, zaman konusuyla ilgilenmeye başladıklarında, içlerinde başı çeken biri vardı: genç Fransız Henri Bergson. ABD'de, aksi halde "psikolojinin babası" olma şanıyla yetinecek olan William James, Bergson'la yeniden canlandı. "Eserlerini okumak beni cesur yaptı," dedi James 1909'da. "Bergson okumasaydım, asla bir araya gelemeyecek iki ucu birleştirme umuduyla bitmez tükenmez sayfalar karalamaya devam edecektim." (Ayrıca, "İtiraf etmeliyim, Bergson öylesine özgün ki, çoğu fikri beni bütünüyle şaşkına çeviriyor," diye de ekledi.)

Bergson, boş, homojen bir ortamı ifade eden uzay zaman kavramının -Newton'un mutlak uzayının- ne kadar yapay olduğunu hatırlamamızı ister. Bu, insan zekasının bir yaratımı, diye kaydeder: "İnsan, niteliksiz bir uzayı algılamasını ya da anlamasını mümkün kılan özel bir yeteneğe sahiptir de denebilir." Hesaplama yaparken bilim insanları bu soyut uzay boşluğunu faydalı bulabilir, ama onu gerçeklikle karıştırma hatasına düşmemeliyiz. Zaman söz konusu olduğunda bu daha da önemli hale gelir. Mekanik saatlerle zamanı ölçerken, zamanın grafikte bir eksen olduğu şemalar çizerken, zamanı uzayın başka bir versiyonu olarak hayal etme tuzağına düşebiliriz. Bergson'a göre, t ile gösterilen zaman, fizikçilerin saatlere, dakikalara ve saniyelere böldüğü zaman, felsefeyi bir hapishaneye çevirmiştir. O, değişmez olanı, mutlak olanı, ebedi olanı reddeder. Akışı, süreci, oluşu kucaklar. Bergson'a göre, zamanın felsefi analizi, insanın onu nasıl deneyimlediğinden ayrılamaz: bilinç hallerinin örtüşmesi, süre -la duree- olarak deneyimlediğimiz kesintisiz geçişler...

Bergson zamanla uzayı katıştırmak yerine birbirinden ayrı tuttu: "Zaman ve uzay,  her ikisi de kurgusal hale geldiğinde, iç içe geçmeye başlar." Uzayı değil, zamanı bilincin özü olarak gördü; anların heterojen akışını, yani süreyi ise, özgürlüğün anahtarı. Filozoflar fiziğin peşi sıra yeni bir yola girmek üzereydi ve Bergson geride bırakılacaktı, ama şimdilik fazlasıyla popülerdi. College de France'daki dersleri tıklım tıklımdı, Proust düğününe katıldı ve William James onun bir sihirbaz olduğunu söyledi. "Akışa dal yenien o halde" diye haykırdı James. "Yüzünü duyulardan yana dön, rasyonalizmin küfrettiği o bedenselliğe" Fizikle yolu burada ayrıldı.

Gerçekte var olanlar, olmuş şeyler değil, olmakta olanlardır. Olduklarında, ölürler. [...] Felsefe, gerçekliğin hareketi konusunda bu türden canlı bir anlayışın peşine düşmelidir, bilimin arkasına takılıp onun ölü sonuçlarının parçalarını boş yere tamire çalışmamalıdır.

------------------------------------------------------------------------------------------

Dostlarım sayfa 48'e kadar okuyup, sizlere sayfa 40'a kadar altlarını çizdiğim yerleri paylaşmış bulunmaktayım... Allah'a emanet olun... :)

Güzel Bir Gün Başlıyor :)

 Arkadaşlar herkese iyi sabahlar,

Bugün de ezandan hemen önce uyandık... :) İlaçlarımızı aldık... :) Birazdan nasipse kahvemizi yapıp, abdestimizi alıp, gene farz ibadete eğileceğiz... :) Kuşlar ötüşmeye başlamış bile... :) Az sonra dost Hüdavendigar'ı okumaya başlayabiliriz ibadetten sonra... 3-5 şiir okusak dahi bize moral olur onun güzel sözleri... :)

Şöyle bir şarkı çıkarmış Kenan Doğulu, ilk defa dinleyeceğim belki de şimdi gördüm... Hep beraber dinleyelim... :)


Divan'da sayfa 58'e geldik dostlar VII-2'de (bu ikinci turumuz...) :)

Fazla delilik şarabı bize yaramaz ey Mevlana, bize akıl şarabı lazım... Dost Atatürk'ün ilim ve fen şarabı... :) Akıl şarabından içersek Süleyman Nebi'nin de dediği gibi fehmi arttırmada ve daha rahat kavramadayız... Delilik şarabı ekstra cesaretten öte çok bir şey katmaz bize... :)


Dostlarım akıl şarabı dedik de, gönlümüz bu sabah hiç ders çalışmak istemiyor... Eee ne demişler zorla güzellik olmaz... Vardır bunda da bir hikmet... Hemen zamanda yolculuk kitaplarımızı çıkartalım... 3 tane var elimizde bilimsel kitap demiştik... Akıllı akıllı, deliliğe mahal vermeden okuyalım... :) Az uyuduğumuzdan 10-11 gibi uykumuz gelirse biraz daha uyuruz, şimdi de biraz uykumuz var zaten... Kahve açmada bizi... :) Saat 5.50... Bilimden ve fizikten akalım dostlar... Yüksek akıl gerektirir elbette... :) Ve sağlıklı akıl... :) Ortadaki ve sağdaki kitaptan epey alıntılarımız vardı dostlar zamanda yolculuk tag'inde... :) Biraz da soldaki kitaba geçelim... Bugün uykumuz gelene kadar konumuz bu kitaplar olsun... :) Dersler sonraya kalsın... :)


Dostlarım biraz yazdık yeni posta, sabah sabah yemek yemeyince başımız dönüyor, hemen kuşburnunun yanına tuzlu ve süper lezzetli bir bisküvi ekledik... :)

Hem diş ağrım hem de baş ağrım için bir Parol aldım dostlar... :) Biraz açlığımızı bastırdık neyse ki... :)

Dostlarım bir de şu var ki bugüne kadar ibadetleri pek çok zaman iyi kötü yaptık... Birazdan fazla da olsa yaptık... Bundan sonra inşallah farzları pek kaçırmadan, vaktinde ve Hakk'ı tesbih edip ilim, bilim ve çalışmanın peşinde koşarak, cömert bir şekilde yaşarız inşallah... Allah'tan yaşımız 37, Allah bilir belki bir bu kadar belki biraz daha az ya da fazla zamanımız olabilir... Hakk'ın menzillerinde mesafe katetmeye bakalım... :)

Dostlar, şimdi biraz zamanda yolculuk postuna da biraz da olsa yazdık ya bir bölüm okuduk... Oradan hemen devam edesimiz gelmedi... Birazcık içimizi ısıtmak için şanlı Süleyman Nebi'nin mesellerine bakalım kaldığımız yerlerden... :) Çok mutluyuz Rab'be şükürler olsun... :) Biz öyle bir iş yapmalıyız ki hiç sıkılmamalı ve bol boş vakit olmalı ya da kalmalı bize... :) Ve olabildiğince özgür olmalıyız... :)

17. babı okuduk arkadaşlar ve bir bablık ilim şimdilik bizi ısıttı... :) Her vakitte bir bab okusak yeter de artar bile, o da 5 sefer oluncaya kadar, belki sonra da bakarız... :)
Size bir sözünü söyleyeyim mübareğin:
-17.bab'tan- 
22) Mutlu kalp ilaç gibi faydalıdır. Fakat kırılmış ruh (insanın) kemiğini kurutur. :)


Arkadaşlar şu da daha önce de paylaştığım gibi benim kanalım:
Buraya baktıkça mutlu olmadayım, güzel işler başarmışım diye, daha çok az para kazanabildim ve henüz hesabıma da yatırmadım kazancı oyunlarımdan... Size açıkça söyleyeyim sadece 14$ kazanmışım onun da sadece 10.5 $'ı bana yatacak inşallah... :) Çok komik bir rakam da olsa güzel, o da dostlardan... :)

Oyunları geliştirdikçe, oyunlara eklemeler yaptıkça buraya ekleyeceğim inşallah... Şimdi final dönemindeyiz, yoksa ben gene oyunlarımı yapardım... :) Şimdi oyun işine bir girersem tüm günümü alır, çıkamam... O bakımdan biraz beklemede bir 24-25 gün daha... :)

Dostlarım saat 8.00 olmuş ve bizim iyice uykumuz gelmiş... 3-4 saat de olsa uyumakta fayda var gibi... :)

Ancak oyunları bitirip de Google Play ve Apple Store da koyarsak zamanla o vakit kazançlar da çok artabilir... Zamanla ve sabırla... :)

Bir 35-40 dakika kadar dinlendim sadece dostlarım, uyuyamadım ve saat de 8.45'i geçiyor şu anda... :) Belki öğleden sonra uyuruz... :)

Dostlar güzel bir kahvaltı yaptık sandviç... :) Saat de 9.55 olmuş... :)

Arkadaşlar bugün biraz dinlendim öğleden sonra ve ikindi sonrası da kalmışımdır... :) Henüz hiç çalışamasam da çok mutluyum... :) Biraz derslere tekrar gayret etmeli, biraz da namazlara eğilmeliyim... :)

Arkadaşlar bu gece 4 dersi + dünkü yarım dersi izlemeden uyumak yok... Saat kaç olursa olsun oturulacak ve ders çalışılacak... Şimdi de balkonda güzel az sütlü kahve içiyoruz... :)

Dostlarım önce bir buçuk ders izledik... Birini birazcık hızlı geçtik daha önce de izlediğimizden... :)

Ardından öğleyi önden alıp ikindiyi yetiştirdik, ardından biraz yemek yedik, ardından akşamın farzına eğildik... :) Ardından da yemeği tamamladık... :) Şimdi sırada çay faslı var... :)

Çayımızı da doldurduk, Parol ağrı kesicimizi de aldık diş ve baş için... :)

Bugün 3 tane daha Bilgisayar Organizasyonu ve Mimarisi  dersi izlemeliyiz... :) Zaten sınavlara çalışmaya başlamadan biraz önce de yaklaşık 7 hafta kadar gelmiş olmalıydık... :)

Şu Yunus Emre'nin sözleri ne kadar güzel bir daha paylaşalım ve tekrar tekrar dinleyelim... :)


Dostlar bir fikir değişikliğiyle Bilgisayar Organizasyonu ve Mimarisi dersinden 3 tane izlemekten vazgeçtik... Onun yerine önce bir bilim tarihi, ardından veri tabanı yönetim sistemleri ardından da felsefe dinleyelim... :) 22.00'de başlayalım ve 01.00 olmadan da bitirelim inşallah... :)

Dostlar bilim tarihi ve veri tabanı yönetim sistemlerini izledik ve çok uykumuz geldi, birazcık da hızlı geçtik hatta ikinci dersi... :) Felsefe de yarına kalsın... Yarın toplam 5 ders izlemeliyiz... :)

Şimdi saat 23.35'e gelirken uyuyalım yavaştan... :)

5 Haziran 2024 Çarşamba

Harika Bir Gün

 Merhaba dostlar,

Harika bir Çarşamba sabahına uyandık, şükürler olsun Mevla'mıza... :) Dün gece 23.00 gibi yatıp, 10.00 gibi de kalktık...  Bugün biraz fazla uyumuşuz, ancak uyanırken acaba akşam mı oldu demedik de değil, meğersem daha çok geç değilmiş neyse ki... :)

Dostlarım, kahvaltıda anacığımızın yaptığı poğaçadan 1 adet yedik ve bir çay içtik... Ardından duşumuzu aldık ve şimdi bir çay daha doldurduk... :) İlacı çeyreğe tamamladık ve balkonun keyfini çıkartıyoruz... :) Süper bir hava var şimdilik aşırı sıcak sayılmaz ama birazcık sıcak... :)

Çaydan sonra abdestimizi alalım ve sabah namazlarıyla virdine duralım hemen... :) Bugün ikinci uykuya dalmak yok nasılsa, yeterince uyumuşuz... :)

Size keyifli bir Rafet El Roman şarkısı açayım arkadaşlar, dinleyin ve neşelenin... :)


Dostlarım, beynimizde psikozvari durumlar olduğundan ilaç alımlarından da dolayı, sadece sabah namazının farzı ve aşağıdaki tesbihatlarla yetindik, sünneti, şükür namazını ve uzun virdi yapamadık... Önce sağlık, hem Mevlana'da bir şiirinde bırak sünneti farzları kıl gibi bir şey söylemişti bizlere... :)

1) 33 kere Türkçe okunuşu:

“Subhânallâhi ve’l-hâmdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhü vallâhu ekber ve lâ hâvle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.”

Anlamı:

“Allah eksik sıfatlardan münezzehtir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Allah’tan başkasında güç ve kudret yoktur.”


2) 33 kere Allahümme salli ala seyyidina muhammedin ve ala seyyidine muhammed Anlamı:Ey Allah'ım! Efendimiz, büyüğümüz Muhammed'e evladu iyaline ashabına salatu selam eyle. (Rahmet et,selametlik ver.)

3) 100 kere Allah (kısa vird-i mevlevi yerine geçer)

4) 34 kere benim kendi tesbihim: Allahu ekber Allahu ekber la ilahe illallah ve eşhedü enne muhammeden resulullah.

Şimdi dostlarım bir güzel kahve yapalım ve bir ders seçip çalışalım hayırlısıyla, bu beyin bize her zaman lazım, fazla yakmaya gelmez... Hiç yakmadan soğutmalı, serinletmeli... :)) Bunun için de bir güzel soğuk su içelim önce büyük bir bardakla... :)

Suyu doldurduk ve az sütlü kahveyi de yaptık, iki de şeker kattık... Keyfimiz mis... :) Rab'be çok şükür... Biraz sonra ders faslına başlayacağız inşallah, sadece birazcık dinlenelim, beynimizin yangını soğusun önce... :)

Evet dostlar, felsefenin de 5. dersini izledik... Platon'un idealist, Aristo'nun realist olduğunu öğrendik... Hocamız bol bol Aristoteles üzerinde durdu... Onun fikirlerinden bahsetti... Onun çalışmalarından varlığa nasıl bir bilimsel ve akılcı bir yaklaşımla yaklaştığından bahsetti... :) Ben de eserlerini merak etmedim değil... Nice büyük düşünürü etkilemiş belki de felsefenin babası diyebileceğimiz isim... :) Sokrates de babadır ama, keza Platon da öyle... :) Zaten hepsi birbirinin öğrencisiymiş sırayla Sokrates, Platon ve Aristoteles diye... :)  

Öğlen gene farzlara eğildik ve yukarıdaki tesbihatı sadece 3) ve 4) nolu maddeler yer değiştirerek tespih ettik... :) Mutluyuz şükürler olsun, 2 poğaça daha yedik... :)

1000 besmeleyi ikindiye ya da akşama bırakacağız gibi nasipse... :)

Şimdi yeni bir ders seçelim ve çalışmaya devam edelim... :)

Arkadaşlar bir de gene çeyreğin yarısına yakın ufak bir parça ilacı içtik kafa biraz manikleşince.... Bu 3. çeyreğin yarısıydı... 6 çeyrek yarısı yani toplamda 3 çeyrek 150 mg bize yetecek inşallah yetmezse son 25 mg'ı da çok arada ekliyoruz... :)

Şimdi kendimize bir kupa daha kahve yapalım ve bu mutlulukla ağız tadıyla içelim... Keyifliyiz dostlar ve balkondayız... Çok şükür Mevla'ya... :) Bir de dediğimiz gibi seçeceğimiz derse karar verelim... :)

Ben tam 30 tane felsefe kitabı okudum dostlar, hepsi de aynı yayınlardan çıkan küçük kitaplar... Muhteşemlerdi... Sokrates'i de Platon'u da okumuştum... :)


Platon'un Sokrates'in Savunması'na da başlamıştım ve devam da etmeliyim... :) Bir de bunun Aristoteles versiyonu da varmış (üstteki kitapların) onu henüz okumamıştım... Alayım onu da inşallah...

İkinci bilgisayar organizasyonu ve mimarisi dersinin yarısına yakınında durduk arkadaşlar çünkü epey karışıktı... Bu dersten 15 almıştık ve sadece ilk haftayı izlemiştik vizelerde.... Şimdi biraz içerik okuması yapalım... :) İçerik okumak da sıkıcıydı... Bu dersin hem kalan videosunu hem de içerik okumasını geceye bırakalım... :) Şimdi 3. bir yeni ders seçelim ve rahat rahat dinleyelim... Bizi germesin, rahat çalışalım... :) Felsefeden 6. dersi izleyelim, hem çok hoşumuza gidiyor... :)

Arkadaşlar, 6. ve 7 dersleri de izledik felsefeden ve 4 derse baktık toplam  bugün... 3'ü felsefeydi... :) Şimdi sırada felsefe okumaları yapmak var içerikten geldiğimiz yere kadar, gece de ikinci dersi tamamlamak üstteki yarım kalan ve o derste geldiğimiz yere kadar içerik okuması yapmak olsun... :)

İbadetler ve aynı tespihi de başardık Allah'ın izniyle... :)

Saat de şu anda 20.00'yi geçiyor ve biz 5. çeyreğin yarısı ilacı da aldık... :)

Şimdi bir çay yapalım şöyle fincanda ve gene keyfe keyif katalım Allah'ın izniyle... :) Az sonra nasipse akşam ezanı okunur ve çağrıya kulak veririz inşallah... :)

Evet dostlarım, şimdi de çayımızı içip balkonda felsefe okumaları yapıyorduk içeriği... Hocamız çok iyi... Diyor ki bu felsefe de neyin nesi? :)))) 6. çeyrek ilacımızı da demin aldık ve bugünkü 150 mg'a tamamladık... :)

Dostlarım, ibadet ve uzun tesbihat faslını tamamladık çok şükür... :) Besmeleyi de unutmadık elbette... :) Şimdi dostlarım saat 23.16 olmuş ve biraz da Mevlana Hüdavendigar'ın yani manevi babamızın Divan-ı Kebir'ine bakalım... :) Son ciltteyiz, VII-2'deyiz ve ikinci turdayız. Bu cildi bitirirsek hepsini 2 tur bitirmiş olacağız bu şiirlerin ve nasipse üçüncü tura geçeceğiz... O kadar güzel yazmış ki mübarek 10 defa okusam bıkmam 8 kitabı da... :) Ancak o kadar da okuyamam muhtemelen ömür yetmez çünkü daha okunacak bir çok kitap var... :) Ancak 3 tur hem Mesnevi'yi hem Divan-ı Kebir'i tamamlarsam süper olur... :) Mesnevi'de de ikinci turdayım, Kuran-ı Kerim'de de... :)
Mevlana'nın eserlerini 3 defa, Kuran-ı Kerim'i ise 7 defa okuma hedefim var, tabii meali, Arapça'dan anlamam... :) Zaten önemli olan da manadır... :) Belki de bu divandan sonra hemen Mevlana'nın şiirlerine dalmayacağım da dostu Şems'in sözlerinden oluşan Makalat'ı, Mevlana'nın Fihi Ma Fih'i, Sadi Şirazi'nin Bostan ve Gülistan'ı, Hazreti Süleyman'ın Meselleri'ni okuyacağım inşallah... Süleyman Peygamber'in Meselleri çok güzel en az 5 defa tamamlamalıyım sadece meseller bölümünü ömrüm varsa... :) Bir de Mevlana'nın rubaileri vardı onu da bir defa okumuştum, zaten küçük bir kitaptı, onu da inşallah 2 kez daha okurum... :)


Dostlarım bugün sadece bir işi biraz eksik yaptık o da ikinci ders yani Bilgisayar Organizasyonu ve Mimarisi dersini yarım bıraktık, içeriği de... Onlara da ömrümüz varsa yarın bakmak istiyoruz, 4 dersin haricen, felsefe içeriğinde de daha ilk ünitedeyiz... :) ne güzel Mevla'mız var ve bizi şen kılıyor... O'na dua ediyoruz ve içimizdeki sevgisini ve ilmimizi arttırıyor... Ne kadar mükemmel ve mübarek bir Mevla'mız var... :) Kullarına hidayeti, ilmi, sevgiyi ve hikmeti öğretsin tüm uygun olanlara inşallah... :)
40'tan 47'ye kadar geldik dostlar bu VII-2'de... :)

Yatmadan önce bir de şunu söylemeliyim dostlarım, Mevla'mız kullarından nimetlerini de esirgemesin inşallah... Nimetler de çok önemli... :) Saat de 00.05'e geliyor ve yatıyoruz artık... Hayırlı geceler... :)

4 Haziran 2024 Salı

Ne Güzel Bir Gün

 Günaydın arkadaşlar,

4.30 olmadan ezan ile uyandık... :) Henüz her yer karanlık... :) Ancak kuşlar ötüşmeye başlamışlar bile... :)

İlaçlarımızı aldık, hemen bir kahve yapalım ve ardından da sabah namazına duralım abdestimizi alıp hayırlısıyla... Evet çoğu zaman beynimiz uyuşuk ancak bir gayretle Hakk'a yönelirsek iyileştirmek de O'nun elinde... :) Çünkü hikmeti bağışlayan da O... Ötesini ve sağlığı da bağışlar eğer dilerse... :)


Sabah ibadeti, dua, tesbihat, şükür namazı ve vird-i mevlevi'yi tamamladık... Allah'a şükürler olsun... :) 1000 besmele de akşama kalsın ömrümüz varsa... :)

Saat de 6.00 gibi derse başlayalım inşallah hava aydınlandı artık... :) 5.53 saat... :)
4. felsefe dersini de izledik arkadaşlar, Aydın Hocamız düşünürlerden bahsetmiş, kim ne demiş, nasıl görüş belirtmiş bunlar üzerinde durmuş genelde... :) Bu ders de keyifliydi... :) Saat de 7.02 olmuş... :)


Güzel bir çay yaptık arkadaşlar... Şimdi sırada ikinci ders seçimi ve izlemesi olsun... :) Biraz müzik molasından sonra... Matematik iyidir... Diferansiyel denklemlerin üçüncü dersine bakalım en iyisi... Ödev olursa gene çözmeye uğraşalım, sabah sabah zihin açmak iyi gelir... :)

Kardeşim, enişte ve yeğenimle konuştum... :) Canlar işe gidiyorlardı, Öykücük de okula... Anaokulu gibi bir şey... :)

Arkadaşlar bugünkü ikinci dersimizi felsefeden sonraki ve matematiğin de üçüncü dersini izledik... :)
Saat de 8.33 olmuş... :)

Arkadaşlar 9.00'a doğru yatıp, 13.35 gibi de ikinci uykudan kalkmışımdır... :) Hava gene çok sıcak ve balkonda soğuk su, çay, şort ve üzerimiz çıplak bir halde oturuyoruz... Dersleri kolaylayalım diyoruz ancak müthiş bir sıcak var... :)

Öğle namazına da duralım dostlar, bir işi yapacaksak tam yapalım... Haydi vira bismillah çaydan sonra... :)

Evet dostlar, şimdi çayımızı içebiliriz, acayip bir sıcak var Kocaeli'de... :) Üzerim çıplak ve kapılar pencereler açık oturuyoruz... :) Şimdi de 1000 besmele çekelim... :) Saat 15.05'e gelirken vira... :) Saat de 15.25'e gelirken 1000 besmeleyi tamamladık... :) Şimdi ne yapacağımıza karar verelim... Canımız hiç ders dinlemek istemiyor... Akşama bırakalım ders işini, önce bir şeyler yiyelim, ardından da biraz kitap okuyalım... Hangi kitabı seçeceğimize karar verelim... :)


Arkadaşlar, aşçılık notlarımız açıklanmış... 3 dersten geçmişiz... 2 ders kalmış... :)  4 tane de geçen dönemden hiç sınavlarına girmediklerimiz vardı... Hedefimiz şu; bu 6 dersin 5 ini yaz okulunda vermek... 1'ini de tek ders sınavıyla vermek inşallah... :) Yazın diplomayı alabilmek için aşçılığa biraz yüklenmeliyiz anlaşılan... :) Belki ileride bu işle alakalı bir şeyler yaparız belli mi olur? :)


Evet dostlar, saat 17.05'i geçiyor ve ikindi ezanı şimdi okundu... Bir silkinme ile kahvemizden sonra ibadete gayret edelim... :)

Evet dostlar, şükürler olsun Rab'be, şimdi balkona geçtik, kalan kahvemiz yanımızda... :) Hava ancak biraz güzelleşti... :) Güzel bir akşamın keyfini çıkarıyoruz... :)

Evet arkadaşlar, eski mısırda bilim konusunu anlatmış tarih hocamız bilim tarihi dersi için... :) Gayet keyifli bir ders olmuş... 3. haftayı da izledik... Bilimin gelişmesinde daha çok pragmatist yaklaşımlar etkili olmuş... Eski mısırlıların matematiksel, astronomik, tıbbi alanda bilimsel faaliyetleri olmuş... Hiyerogriflere, yazı çeşitlerine, papirüslere, Rosetta taşına, hastalıkların tedavi yöntemlerine ve mumyalamaya değinmiş hocamız... Gayet keyifle dinledik ve öğrendik... :)

Şimdi dostlar, bir de bilgisayar dersi dinleyelim... Algoritmalar dinleyelim en iyisi, en zor derslerden birine de bir girizgah yapalım... :)

Ama öncesinde biraz mola... :)


Algoritmalar dersinin de ilki müthişti... :) Hepsini anladım dersin... Araya yerleştirme (insertion) algoritması, çalışma zamanı, analiz çeşitleri, asimptotik analiz, asimptotik notasyon, araya yerleştirme algoritmasının analizi ve birleştirme sıralamasına değinmiş hocacımız yani merge-sort ve hepsini anladık... :) Arkadaşlar bir şey daha keşfettim, ilaçları 200 mg değil de 150 mg alırken daha rahat anlıyorum... 200'deyken biraz uyutuyordu ve algılarımızı kapatıyordu... :) İyileştikçe tam kapasitemize ulaşacağız Allah'ın yardımıyla inşallah... İyi ki bu dersi izlemişim, bu derse de Hakan Hoca giriyor ve müthiş hoca diyebilirim... :)

Akşam ezanı da okundu, şimdi bir gayretle namaza duralım... Rab'bim işlerimizi nasıl doğrultuyor O'na kul olursak... Haydi vira bismillah... :)

Dostlar namazdan sonra beynimiz gene biraz psikoz olur gibi oldu, hemen bir 25 mg daha ekstra ilaç aldık... Yani ibadet etmezsek ya da bol uyursak 150 mg, az uyursak ya da ibadet edersek de 175 mg iyi geliyor gibi... Fazla yoğun ibadet bana dokunuyor gerçekten rahatsızlığımdan ötürü... :) Psikoz oluyorsa belki biraz sadece farzları kılmalı, kestirmeden gitmeli, Rab mazeretini kabul edecektir inşallah... :)

Yani sanırım ;
Biçimsel Diller ve Otomatlar 3 ders,
Yesevilik Bilgisi 2 ders,
Algoritmalar 1 ders,
Web Programlama 0 ders -> Büte bırakalım diyoruz Pazar bu sınav diğerlerinden haricen
Felsefe 4 ders,
Bilim Tarihi 3 ders
Veri Tabanı Yönetim Sistemleri 1 ders,
Bilgisayar Organizasyonu ve Mimarisi 1 ders,
Diferansiyel Denklemler 3 ders

izlemiş olmalıyız... 8ders *14 hafta = 112 ders eder demiştik, biz henüz 18 ders izlemişiz final çalışmalarında... Derslere de hemen hemen hiç girmedik... :)
94 ders / kalan 24 gün = Yaklaşık 4 ders/gün yapar... :)

Uykumuz geldi, hemen yatsının farzını kılalım da yatalım... :)

3 Haziran 2024 Pazartesi

Güzel Bir Pazartesi

 Arkadaşlar herkese selamlar,

Üstümüz çıplak, altımızda bir şort balkonda oturuyoruz... :) Hava müthiş sıcak... :) Ve durduğumuz yerde terliyoruz... En iyisi bir soğuk su çıkaralım... :)

Dostlarım, başkalarının deli, manyak ya da başka türlü sözleri sizi etkilemesin... :) Kendinizi en iyi gene siz bilirsiniz... Örneğin ben akıllı olduğu sanılan pek çok kişiden daha akıllıyımdır... :) Toplumun %2.5'lik zeka dilimindeyim... 130+ IQ herkeste olmaz... :) Üstün zeka belirtir... :) Bizden zekileri de var elbette... Üstelik bizim biraz rahatsızlığımız da var, ancak aklımız başımızda çok şükür... O deli, manyak ya da ezik diyenler bizi bağlamaz... Bütün o alçaltıcı sözleri kendilerine iade ediyorum... Tepe tepe kullansınlar... :)

Söz söyleyen ya moral verici bir söz söylesin ya da bedava konuşmasın... Zarar üretiyor çünkü... :) Söz her ağıza yakışmaz... :) Hikmet her babayiğitte olmaz... :)

Selametle... :)


Arkadaşlar, bugün 3 Haziran ve iğnemizi de olduk... Bir şeyler yiyip derse oturmalıyız... Bu akşam da en azından 3 tane dersi izlemeliyiz ki dersleri yakalayabilelim... :) 8 dersin sınavına girelim ve bir de büte bırakalım dedik... 8 * 14(hafta) = 112 ders eder... Final sınavına yönelik çalışmalar ise: 1 ders veri tabanı yönetim sistemleri, 0 ders algoritmalar, 3 ders biçimsel diller ve otomatlar, 1 ders diferansiyel denklemler, 2 ders felsefe, 1 ders Yesevilik Bilgisi, 1 ders bilgisayar organizasyonu ve mimarisi ve 1 ders de bilim tarihi çalıştık 30 Mayıs'tan bu yana... :) Toplam 10 ders ediyor... 112-10 = 102 ders 
102 / 25 (gün dersek yaklaşık) = 4 ders gibi bir şey eder... :) Yani her Allah'ın günü 4 ders izlemeliyiz... İdeal, bir gün 5, bir günse 3 yapmıştık, bir gün 2, bir gün de 0 yapmıştık... :)

Web Programlama dersini de bütünlemeye bırakalım diyoruz, Pazar günkü sınavı 30'undaki... :)

Öyleyse önce bir akşam yemeği, ardından vira bismillah... :)

Dostlarım ikinci bilimi tarihi dersini de izledik az önce... :) Büyücülerden, babil sayılarından, Stonehenge, Nabta Playa ve Göbeklitepe'den bahsetmiş hocamız bu derste, trepanasyon yönteminden de bahsetmiş... :) Keyifli bir ders olmuş. önceden de bakmıştık zaten... :)

Şimdi yeni bir ders seçelim... :) Saat de 19.25 olmuş... :)

Arkadaşlar diferansiyel denklemlerin ikinci dersini de izledik ve bir 20-25 dakika kadar uğraşıp ödev sorusunu yapabildik ancak puanlamaya etki etmiyor hoca çalışma sorusu olarak vermiş... Önceden çözemediğim bir soruydu biraz daha uğraşınca çözdüm... :) İkinci dersi de izledik şimdi sıra üçüncü derste... :) Saat de 21. 15'e gelecek az sonra inşallah... :)

Muhteşem bir felsefe dersini daha geride bıraktık... İdealizm, materyalizm, ahlak felsefesi, varlık felsefesi, doğuştan bilgi var mı yok mu gibi süper tartışmalara değinmiş Aydın Hocamız... Severek dinledik... :) 3. dersi de tamamladık... :) Sokrates'in Savunması'nı okumamızı önermiş hocamız ve ben ilk kısmını okumuştum ve gerçekten harikaydı... :) Tamamlayalım Allah'ı izniyle inşallah... :)
 
Yesevilik Bilgisi dersinin de ikincisi tekrar izledik ve dördüncü dersi de tamamladık bu akşam ve saat de 00.09 olmuş... :) 
 
Hocamız bu derste Ahmet Yesevi'nin hayatına ve eserlerine değinmiş... 2 sadık müridinden bahsetmiş... :)

2 Haziran 2024 Pazar

Geçerken Bu Dünyadan

 Selamlar arkadaşlar,

Normalde bugün iğnemizi olmamız gerekiyordu 30. gün çünkü bugün, ancak sağlık ocağı kapalı olduğundan yarına kaldı... Bugün hiç ders çalışmadım... Son 1-2 gün ve iğnenin vurulduğu ilk gün biraz sıkıntılı geçer hep... :) Yarın nasipse olacağız... :)


1 Haziran 2024 Cumartesi

Yeni Bir Gün Başladı :)

 Günaydın dostlar,

Güzel bir sabaha uyandık... :) Saat 4.30 olmadan ezanla uyandık... :) 00.00'ı geçiyordu yattığımız... :)

Henüz banyomuzu yapmadık... İlaçlarımızı alalım ve çayımızı yapalım... :) Çeyreğin yarısı kadar alalım ilacımızı bu saatte... :) Daha her yer karanlık... :)

Bugün duşumuzu aldıktan sonra inşallah namazlara da gayret edelim... Tesbihatlara da... :) Sadece dersler olmasın gündemimiz... Rahatsız da olsak ahiret işlerini de unutmayalım... :)


Arkadaşlar, çayımızı doldurduk, ilaçlarımızı aldık... :) Şimdi hemen banyomuzu yapıp ibadete geçelim çaydan sonra sallanmadan... :) 6.30 gibi de derslere başlayalım... Saat şimdi 4.52... :)

Arkadaşlar saat 5.29 olmuş ve duşumuzu da aldık çok şükür... Hava da aydınlanmış... Şimdi kerahat vaktinin çıkmasını beklerken 1000 besmele çekelim... Çayımız da yanımızda... Haydi vira bismillah... :)

Arkadaşlar kahvemizi doldurduk... Bir 10 dakika dinlenelim de ardından ibadete gayret edelim beynimizi de fazla yakmadan... :)


Evet dostlar, çok mutluyuz... :) Kahvemiz de yanımızda... Şimdi derslere geçebiliriz... :) Ancak önce biraz müzik molası ders kaçmıyor Cumartesi Cumartesi... :)


Arkadaşlar 1 saat 1 dakikalık ikinci felsefe dersiyle çalışmaya başlayalım yavaştan... :) Saat de 6.45'e yaklaşırken... :)

Evet arkadaşlar ikinci felsefe dersini de bitirdik ve çok hoşumuza gitti... :) Aydın Hocamız iyilik kötülük kavramlarına varlık felsefesine değinmiş, dersin sonunda da niçin bir şeyler var da yok değil,  varlık yokluk tartışması, görüntüden gerçekliğe, çokluktan teklik düşüncesine, değişimden değişmezlik fikrine, sonlu olandan sonsuzluk düşüncesine, ölümün arkasındaki ölümsüzlüğe ve sınırdan sınırsızlığa geçiş kavramlarına kısaca değinmiş.. :) Mükemmel bir şey felsefe... Ancak dostum Mevlana felsefeye çok girme demişti... Ben de baba gibi sevdiğim Mevlana'dan ötürü felsefeyi sadece kitaplardan ve bu dersten öğreneceğim... Ayrıca felsefe okumayacağım belki de manevi babanın öğüdünü tutarak... :)

Arkadaşlar dünkü son dersimizde de diferansiyel denklemlerin ilk dersini izlemiştik... Diferansiyel denklem nedir, adi/kısmi diferansiyel denklem nedir, mertebe-derece nedir, lineer-lineer olmayan nedir, homojenlik nedir gibi kavramlar ile genel-özel çözüm ve tekil çözüm kavramları ve hatırladığım kadarıyla bir de başlangıç değer problemine değinmişti hocamız...  :)
 
Bu da aynı pozun gülümseyen versiyonu... :) 


Şimdi dostlarım bir çay dolduralım ve ikinci dersi seçelim... :) Öğrenmek çok güzel, bilgeliğe doğru koşmak çok güzel, Tanrı'yı anmak çok güzel, çalışmak çok güzel, sevmek çok güzel... Güzellikler artsın inşallah...  :) Çay içmek, kahve içmek çok güzel... :)

Arkadaşlar 30 Mayıs günü 2 tane biçimsel diller ve otomatlar dersiyle başlamıştık finaller için düzgün hazırlanmaya... :) Şimdi de veri tabanı yönetim sistemleri dersinin ilkini tamamladık 45 dakikalık... Gayet keyifliydi... :) Bisküvimizi de yedik... :) Saat 9.35'e geliyor... Biraz dinlenmece, ardından üçüncü dersi seçip çalışmaca... :)

Arkadaşlar üçüncü dersi bilgisayar organizasyonu ve mimarisi olarak seçtik... :) Onun da ilk dersine çalıştık... Bu en düşük olan dersimizdi... 15 puan sadece... :) Sadece bu ilk dersi seyretmiştik bu ders için, başka da hiçbir ders seyretmemiştik vizelerde... :)

Bir de şöyle yapmayı düşünüyorum açıkçası İstanbul'da kalmamak için; 8 adet derse çalışıp onlara Cumartesi günü girmek ve Pazar günü olacak Web Programlama dersini ise bütünlemeye bırakmak... :) Tek ders için sabahın köründe tekrar İstanbul'a gitmeye ya da otel parası vermeye gerek yok gibi... Başka sınavlardan kalırsak onların da bütünlemeleri olur belki... :)


Evet dostlar, bugün de kankamız Gürsu'yla buluştuk... :) İyi kaynattık gene... :) Can dostum Gürsu, Allah bizim dostluğumuzu daim etsin inşallah... :)



Dostlar canımız hiç ders çalışmak istemiyor, bugün daha 1 Haziran... Allah bize Hz Süleyman'ın ilminden ve zenginliğinden bir damla damlatsa biz coşarız... Bir küp damlatsa sarhoş oluruz... :) Büyük ve şanlı bir nebidir tüm nebiler gibi... :) Biraz da Hz Süleyman şarabı içelim Allah'ın izniyle... :)


Şanlı Süleyman Nebi'nin mesellerinde onuncu baba kadar geldik... :) Allah bizi günahkarların gittiği yoldan uzak eylesin, onlara hiç yaklaştırmasın ve hikmetlerini arttırsın hayırlısıyla inşallah ve Süleyman nebinin de dediği gibi fehmi de arttırsın inşallah... :) O peygamberler çok şanlılardır... Her insan bilmiyor hikmeti... :)

Hoşgelmiş Yeni Yıl ve Keyifli Bir Cumartesi :)

  1) "İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim." Robert Bosch 2) "Cömertlik dostluğun özüdür." O...