Bu sabah 9.35 gibi uyandık. Kahvaltımızı yaptık. Çayımızı içtik. Şimdi kahvemizi içiyoruz. Lineer Cebir dersine biraz daha hazırlandık ve içeriği de biraz daha okumayı düşünüyoruz. Daha sonra da Olasılık ve İstatistik dersine hazırlanmayı düşünüyoruz.
Televizyonda aydınlar konuşuyorlar. Allah başımızdan ülkesini seven aydınları eksik etmesin. Kulak vermek gerek onların sözlerine. En iyisini ben bilirim demek doğru olmasa gerek...
Bugün neler yapacağımıza gelirsek, aslında bugün birazcık da oyunumuzu kodlasak hiç fena olmaz aslında. Derslere de biraz daha fazla çalışmalıyız.
Televizyonda babam Snooker oyununu açtı. Rahmetli babaannem de Ronnie O'Sullivan'cıydı. :)
İbadetimizi de gücümüz yettiğince yapalım da daha da mutlu olalım...
Sadece baş ağrılarından çekiyoruz. Onun haricinde hayat çok güzel. Şimdi de bisikletçiler var TV'de... Şu bisiklet sporu da ne yorucudur. Allah kolaylık versin hepsine...
Sağlıcakla kalın...
Güzel bir Ezginin Günlüğü parçasıyla şimdilik hoşça kalın...
Saat 20.00 deki Veri Yapıları dersi Cuma'ya ertelendi. Saat 21.00'de Elektrik Devreleri dersi var. Bir de saat 22.00'de Nesnel Tasarım ve Programlama dersi var. Bu iki derse belki yarımşar saat hazırlanmışımdır. Derse girmeye de üşeniyorum, çünkü başım ağrıyor.
Pazartesi ve Salı günkü derslere girdim. 3 ders gördük şimdiye kadar. İçimden bir ses diyor ki bir gayretle gir derslere...
İngilizcemi "Advanced" seviyenin üzerine taşıyıp, Boğaziçi'ne döneceğim zamanları da iple çekiyorum. Bir de devlete memur olarak atanırsam çok iyi olacak.
Daha öğrenilecek çok şey var, yalnız hastalığım önümdeki engelim. Ancak şu hayatta dertsiz insan yoktur. Engelleri de en güzel şekilde aşıp, hayata tebessümle bakmaya devam etmeliyiz.
Verdiği bütün nimetler için Allah'a şükürler olsun...
Güzel bir Haluk Levent parçasıyla size şimdilik veda ediyorum.
Hoşçakalın...
Gece 23.20 Editi:
Derslere bir gayretle girdik ve iyi ki de girmişiz. Biraz da Lineer Cebir çalışalım. Yarın o ders ile Olasılık ve İstatistik dersi var.
Ders programım oluşmuş. Bu dönem 8 adet ders alıyorum bilgisayar mühendisliğinden ve bu akşam saat yedide ilk dersim başlıyor. Vatana millete hayırlı olsun. :)
Bugünkü dersim sayısal tasarım, biraz hazırlanmıştım az daha hazırlanayım şu derse. İçerikleri okuyorum sisteme yüklenmiş olan. Kahvemi de yaptım. Sütlü nescafe... Güzel bir müzik açarım, keyfime bakarım. Belki biraz oyun yazarım bugün. Herkese bol keyifli, sağlıklı ve mutlu günler...
:)
Belki de iş aramaktan vazgeçmeliyim. Hiçbir sonuç alınamıyor. Bir işe 200'ün üzerinde kişi başvuruyor. En iyisi kendi oyun projeni tamamlamak. Belki aplikasyonu çıkar da bir şeyler kazanırım. Onun haricinde Ekpss de güzel bir alternatif. 5. üniversiteyi okuyan biri dahi iş bulamıyor. Ben daha ne yapayım?
Yaklaşık bir tahminle kütüphanemdeki kitapların yaklaşık %35- % 45 kadarını baştan sona kadar okumuşumdur. Geri kalan %55 -%65'lik dilim kısım kısım okunmuştur ve içinde okunmayan da pek çok bölüm vardır. Yani kimisinin büyük bir bölümü, kimisi yarılarda kimisi de en başlardadır. Kimi kitapları da birden fazla kez kimisi 3 kez olmak üzere de okumuşluğum vardır. Tanrı ömür ve boş zaman verirse kütüphanemi genişleterek hedefi %90'ın üzerine çekmek isterim. Ortalama bir ömrüm olursa 75 sene gibi, ben 36,5 yaşını geçtim. Son 38-38.5 senem var ise kitapları ve yarım kalan işleri sonuçlandırmak için güzel bir süre olur. Bu kitapları eğer kendi çocuklarım olmazsa yeğenim Öykü'ye bağışlayacağım... Bize nasip olursa bir tek kefen kalacak bu dünyadan ayrılırken. Hem ne demişler; "Hiçbir şeyin sahibiyim deme, emanetçi olduğunu bil..."
Güzel bir versiyon , John Lennon seslendiriyor. Umarım cennette bir yerlerde müzik yapmaya devam ediyordur...
Son olarak Paulo Coelho'dan Kazanan Yalnızdır romanını okumaya biraz daha devam ettim ve 65. sayfaya geldim. Bir aşk uğruna cinayetler işleyen bir iş adamını anlatarak başlıyor roman. Cannes Film Festivali, Süpersınıf vurgusu işleniyor kitapta.
Bu yazardan okuduğum ikinci kitap. Simyacı gibi kendini bir çırpıda okutmasa da güzel temalar var romanda.
Bu sabah 9.20 gibi uyandım. Gece 03.00'e geliyordu belki de hala uyuyamamıştım. Einstein Evreninde Zaman Yolculuğu kitabında sayfa 36'ya kadar gelebildim. (XXX sayfa giriş sayfaları). Yavaş yavaş ilerliyorum. Bu konular biraz zor olduğundan hızlıca ilerleyemiyorum, ama yavaş ve emin adımlarla tekrar bu kitabın üzerinden geçiyorum...
Kitabı alıp çarşıdaki kafeye gidesim var. Orada çay ve patates eşliğinde bu kitaptan bir 15-20 sayfa daha okusam ne güzel olur sakin bir yer seçip...
Belki de vazgeçer ve biraz başka şeyler yaparım evde. Bilgisayar kitaplarını karıştırırım belki de biraz. Birazcık da EKPSS serilerine devam edebilirim mesela...
Bugün ikindi üstü uykuya daldım ve belki de 3 - 3 buçuk saat kadar uyudum. Daha çok dinleniyorum artık. Hem acele işe şeytan karışır sözü boşa söylenmiş bir söz değil. Sakin olmak lazım her zaman. İçimden geldiği gibi özgürce yaşıyorum...
Unity oyun motoru geri adım atıyor gibi bir şeyler okudum. Umarım doğrudur. Tam oyun yapımına başlamışken yapımcılardan indirme başına 0.2 $ alacak olmasına büyük tepki oluştu. Oyun yapmak çok eğlenceli ama biraz yorucu.
Ben de oyun yapımına da ara verdim, kitaplara da... Sadece arada buraya yazıyorum ve rahatlıyorum. Kendimi rahatlatan şeylerle ilgilenmek en güzeli...
Şu görseldeki kitabı işletme bölümünden mezun olurken okumuştum ve onunla beraber Einstein'ın kaleme aldığı İzafiyet Teorisi isimli kitabı okumuştum ve işletme bölümü mezuniyet tezimi, İzafiyet Teorisi ve Zamanda Yolculuk Olasılığı üzerine yapmıştım. Sanırım o tezim eski bilgisayarımda kaldı ve şimdilik ulaşamıyorum (eski bilgisayar bizde değil ve flash bellekte de olmayabilir) ama şu iki kitabın güzel bir özet ve yorumlanması şeklindeydi ve bu tezle işletme bölümünden mezun olmuştum. Ne alaka diyebilirsiniz işletme ve zaman yolculuğu ama tez işletme konularından bağımsız olabiliyordu ve ben de ilgim olan bu alanda yapmıştım. İşletmeden mezun oldum olmasına ama gönlüm hala fizikle...Hatta şöyle ki bir alanda doktora yapacaksam ileride (şimdilik fizik öğrenciliği ve okuldan ayrılma, işletme ve işletme yüksek mezuniyetleri, bilgisayar mühendisliği ve aşçılık bölümlerinde de devam etmekte olan ikinci sınıf öğrenciliğindeyim.) bu alan fizik olabilir. Ama öncelikle fizikle aramın iyileşmesi ve ısınması gerekiyor. Belki Boğaziçi Fizik lisansını tamamlayabilirim ki şiirler onu gösteriyor ama büyük bir gayret lazım ve af gerekli. Boğaziçi biraz seçici bir okul. Pek çok kimse eğitimini yarıda bırakmak durumunda kalıyor. Lisansı tamamlarsam, yüksek veya doktora da o alanda yapılabilir, yalnız o okul çok zorlar beni. Lisansı bile zorladı çünkü İngilizcem hiçbir zaman çok iyi olmadı. Üstelik bir de rahatsızlık oldu. Türkçe eğitim veren iyi bir fizik bölümünde yüksek ve doktora da yapılabilir. Boğaziçi de olabilir ama İngilizceyi ana dile yakın seviyede konuşabiliyor olmam lazım ki ben bunu Amerika'da da 51 gün kalmama rağmen hiçbir zaman başaramadım. :)
Dün gece tekrardan şu üstteki kitaba başladım ve XXX sayfa giriş ile birlikte 20. sayfaya kadar daha okudum ve kitap dizinle beraber 289 sayfa. Şimdilik yeni bir kapakla sanırım yeni baskısı çıkmış. Zamanda yolculuk meraklıları mutlaka göz atmalı...
Bilgisayar bölümü daha başlamadı, aşçılık ise kayıtları bile olmadı henüz. Belki 25 Eylül'de başlayacak bilgisayar mühendisliği bölümü. Ben de aklı yükseltmek istiyorum ki bunun yolu da akıllı adamların yolunu izlemekten geçer.
Acaba paralel evrenler gerçek olabilir mi? Yoksa kendi içinde tutarlılık ilkesi mi akla daha yatkın? Kuantum hakkında henüz hiçbir kitap okumadım. Bu konular çok güzel ve başlı başına bilim. Çok değerli hocalarımız var. Gerek Boğaziçi'nde gerek başka üniversitelerde.
Bir de gelecekten geldiğini iddia eden ve benim elimi sıkıp biraz konuşup uzaklaşan biri var ki gelecekteki halim olduğunu söylemişti. Sanırım yıl 2011 veya 2012 olmalıydı (Büyük ihtimal 2011). Mekan İstanbul'daki evimizdi. O zamanlar İstanbul'da ev tutmuştuk Kağıthane'de. Ne güzel günlerdi ama sıkıntılar da boldu. Okul berbat gidiyordu. Hastalık daha yüksek seviyedeydi.
Bu yazdığım şiirleri ben o zamanlar geçmişte okuyordum ama benim bugünlerde yazdığımdan haberim yoktu.
Daha benim işim bile yok.(Sadece 1 sene kadar maaşlı bir işe girmiştim.) Nasıl zamanda yolculuk yapacağım? Ancak güzel olanı şu ki sağlık durumum günden güne iyiye gidiyor. Engelim olmasına rağmen şu bilgisayar mühendisliği 1. sınıfta pek zorlanmadım. 3.25 ortalama ki yüksek lisans mezuniyetimden sonra (3.30) en iyi ortalama. Kaldı ki derslere pek çalışmadan girdiğim sınavlar da olmadı değil. Her zaman moralim yüksek olmuyor. Bazen platonik sevdalar yahut uyku düzensizlikleri dengeyi bozuyor.
Dahası geçmişte bilgisayarıma sızan siber korsanlardan kimisi benim belki 12 yıl kadar sonra bir kıza diyeceğimi bana 12 yıl kadar öncesinden söylemişti. Kimisi de ben olduğunu iddia etmişti. Benim siber güvenliğe de ilgim var ancak sadece bir iki kursa kayıt oldum o konu hakkında. Bilgisayar mühendisliği derslerini verebilirsem 4. sınıfta az dersim kalacak ve siber güvenlik yüksek lisansına kayıt olabileceğim nasip olursa.
İşletme, bilgisayar mühendisliği, siber güvenlik, fizik ve kendi yemeğini yapabilecek kadar da aşçılık hakkında uzmanlaşmak istiyorum ki sonuncusu en zayıf olabilecek alan gibi. Tasavvufu da hayatın içinden ve kitaplardan...
İşletmeden iki okul bitirdim bile, sadece tekrar amaçlı kitapları karıştırmalıyım ve bazı iş kitaplarını belki okumalıyım. Bilgisayar mühendisliği de akıyor, Allah bozmasın. Ama daha üç senesi var mezuniyete... Siber güvenklik ki aynı okulun o alanda çok güzel bir yüksek lisans programı var. Elbette Dünya'nın en iyi hackerı olmayacağız ama etik hacker dahi olabilirsek belli seviyede yeterli...
Fizik aslında en ilgili olduğum alan ama İngilizce hiç okuyamadım doğru dürüst bu alanı. Zaten 0.06 ortalama ile başlamıştım Boğaziçi'ne ki sorun olduğunu erken anlamalıydım. İlk döneminizden erken uyanın arkadaşlar. Aşırı düşük bir ortalamanız varsa belli ki bazı sorunlar vardır. Ben daha sonra 1.70'e kadar yükselttim ama yine de ayrıldım. Mezuniyet için en az 2.00 gerekli. Sallanan bir İngilizce ile siz de sallanırsınız... Eğer bir gün bu okulu bitirebileceksek TOEFL notunuz şöyle bir 95+ olmalı ki rahat okunsun. Boğaziçi'nde okumak için en az 79+ gerekli. Ben Amerika'dan döndüğümde 73'te kalmıştım. Gitmeden 51-53-55 gibi bir şeydi sanırım... Düşünün ki hazırlık sınavlarını bir şekilde akas tukas verince bile İngilizce yetersiz kalıyor. 73 dahi yetersiz. Bana sorarsanız 79 da yetersiz gibi. 95+ mezuniyete göz kırpar. Hangi bölümden olursanız olun. Eğer büyük sorunlar yaşamıyorsanız mezuniyet gerçekleşebilir. Bu arada TOEFL 120 puan üzerinden bildiğiniz gibi. Ama çok sağlam ve bilgili pek çok insan yetiştirmiştir Boğaziçi Üniversitesi.
Oyun yapımına da amatör olarak başladık. Sadece başlamakla kaldık, ne zaman devam ederiz Allah bilir...
Hayat güzel, sadece maddiyat eksik. Biraz da sağlık problemleri. Kimin derdi yok ki? EKPSS bize göz kırpıyor. İş yerinde de çok zorlanmaz ve okumamıza da izin verirlerse tamamdır..
Herkesin hayatının pek çok döneminde irili ufaklı dertleri oluyor. Ben 6 sene öğrencisi olduktan sonra ayrıldım mesela Boğaziçi'nden.. Yeniden başlamak ne zor gelmişti.. Üstelik çok daha mütevazi bir üniversitede. Orayı da daha ilk vizelerde bırakacaktım ki doktor moral verdi bana. Sen kalmaya alışkınsın dedi, o derslerden de kal ama devam et dedi espirili bir şekilde. Bir sonraki yıl o girmediğim iki vizeyi de verdim ve devam ettim. Kopmayın, eğer bitirebileceğinize olan inancınız ve potansiyelinize inanıyorsanız eğer. Ben sadece birkaç sınava çalışamadım diye kopacakken, Rabbim döndürdü ve mezun olduk. Belki Boğaziçi'ne de döndürecek. Ancak Boğaziçi'nden ayrılmak doğru karardı o an için. Çünkü okul hiç akmıyor gibiydi. Şimdi şu bölümlerden mezun olup da bunları da okurken tekrar kendime olan güvenim geliyor. Başarabilirim diyorum eskisi gibi. Kendinize olan inanç ve güveniniz de çok önemli.
Her şeyin hayırlısı...
Rab'be şükürler olsun...
Allah'a emanet olun...
:)
Aşağıya Sadettin Ökten Hoca'nın Beyhan Budak'la güzel bir söyleşisini paylaşıyorum az önce seyrettiğim...