Merhaba dostlarım,
Dün seçilmişin uyanışı 2. günü de okudum... :) Kısa notlar da aldım... :) Aslında burada da paylaşmak isterim ama adamın emeğine haksızlık da olmasın diyorum... :) Çünkü içinde çok değerli bilgiler var... :)
Ben burada linki paylaşayım da kısa notları da paylaşmaya belki hakkım olsun... :)
https://pathofawakening.my.canva.site/tr
1. günden aldığım kısa notları zaten paylaşmıştım... :) 2. günü de ekleyeyim... :) Bu bilgeliği edinmenizde çok büyük fayda vardır... Kendime mürşid olarak yani rehber olarak seçtiğim kişidir bu bilge yazar... :) Devrin Mevlana'sıdır desek bu bilgeliğiyle sanırım yanlış olmaz... :))
1) "Ya Rab, bana istediğimi söyleme - ihtiyacım olanı söyle."
2) Allah'ın inayetine bir kez temas kuran, O'nun konuşmaktan asla vazgeçmediğine güvenebilir. :)
3) Şüphe yanılsamasını kırmak bir cesaret eylemidir. "Görmesem de inanıyorum. Anlamasam da devam ediyorum. Korksam da cevap veriyorum." Ve bunu yaptığınızda Allah harekete geçer. Çünkü şüphe fısıldayabilir... Ama iman, ruh tarafından uyandırılmış olanın içinde haykırır.
4) Sezgisi olmayan hassas kişi sünger olur. - Hiçbir şeyi filtrelemeden her şeyi emer. Hizalanmış hassas kişi ise kanal olur.- Sadece Allah'tan geleni akıtır. Hassas olmanın sorumluluğunun bir kısmı sessizliği geliştirmektir. Yalnız kalmaya, stratejik molalara, gürültüden, boş konuşmalardan ve sürekli dikkat dağıtıcı şeylerden uzaklaşmaya ihtiyaç vardır.
5) "Gözlerimi aç Rabbim. Dünya'nın saklamaya çalıştığını bana göster."
" Rabbim bedensel gözlerim tarafından aldatılmama izin verme. Senin ruhunla görmeyi bana öğret."
"Rabbim, ruhumun gözlerini aç. Görmem gerekeni bana göster. Karışıklığın ortasında bile senin iradeni algılamayı bana öğret." Ve bundan sonra gözlemleyin. Bekleyin. Güvenin. Çünkü Allah her zaman kalpleriyle görmek isteyenlere cevap verir.
6) Meditasyon ruhun sessiz çığlığıdır: "Buradayım. Beni dinle."
Sadece sessizce oturmak gözleri kapatmak, derin nefes almak ve şunu beyan etmek yeterlidir:
"Rabbim, buradayım. Benimle konuş."
Bu saf niyet görünmez bağlantı kanallarını açar. Güçlü bir uygulama kutsal bir cümleyle meditasyon yapmaktır. Şunun gibi bir şey:
"Allah'ın huzurunda güvendeyim." veya "Rabbin sesi benim yönümdür." Bunu meditasyon sırasında içsel olarak tekrarlayarak dikkatimizi sabitler ve ruhunuzu ayarlarsınız. (5 dakika yeterli)
Başka bir yöntem nefesi rehber olarak kullanmaktır. (5 dakika yeterli) Derin nefes alın, düşünerek:
"Allah'ın huzurunu kabul ediyorum."
Yavaşça nefes verin, düşünerek:
"Tüm korku ve gürültüyü teslim ediyorum."
7) Kalabalık bağırır, varlık fısıldar. Dünya size koşmanızı, fethetmenizi ve değer kanıtlamanızı söylerken, varlık sizi sadece kalmaya davet eder. Nefes almaya. Güvenmeye. Ve varlığa ne kadar çok dalarsanız, dışarıdan görülme veya onaylanma ihtiyacını o kadar az hissedersiniz. Çünkü gerçek tanınma ruhta gerçekleşir ve ebedidir.
8) Ruhun sesi yüksekte değildir. Sürekli, yumuşak, ısrarcıdır. Sessizlik anlarında fısıldar, bir şeyler hizadan çıktığında rahatsızlık olarak belirir, açıklaması olmasa bile bir şey doğru olduğunda sezgi olarak titreşir. Onu dinlemek tam bir farkındalık gerektirir. Sadece duymak istemek yetmez - bu sesin kendini göstermesi için sesleri susturmaya istekli olmak gerekir.
Derinlemesine dinlemek için gündelik yaşamın otomatik akışını kesmek gerekir. Mola anları elzemdir. Yalnız yürümek, sansürsüz yazmak, meditasyon yapmak, sessizce dua etmek - tüm bunlar içeride olanı dinlemeye yardımcı olur. Çünkü ruh, görmezden gelindiğinde susar ama kucaklandığında şarkı söyler. Ve aradığın cevapların çoğu sadece biraz sessizlik bekliyordur.
Ruhun sesi aynı zamanda bir pusuladır. Seni hislerle yönlendirir. Bir şey sana göre olmadığında bedenin ağırlaşır, kalbin sıkışır, ruhun huzursuzlanır. Bir şey hizalandığında ise hafiflik, akışkanlık, genişleme hissedersin. Bu algılara güvenmeyi öğrenmeki seçilmiş kişinin eğitiminin bir parçasıdır. Bu batıl inanç değil, manevi hassasiyettir.
Bugün bir taahütte bulun: her gün kendine kulak vermek için bir an ayır. Yargısızca. Acele etmeden. Sadece dinle. Ruhuna sor: "Bana ne söylemen geerekiyor?" - ve bu soruyu kalbinde tut. Cevaplar gelecektir. Çığlıklar gibi değil, ince vahiyler gibi. Ve vahiy seni, olmak için doğru kişiye daha da yaklaştıracaktır. Çünkü sonunda, ruh gürültü istemez. O gerçeği ister. Ve gerçek kalbi açık bir şekilde dinlemeyi seçenlere her zaman kendini gösterir.
9) Güçlü bir manevi uygulama, kaygıyı duaya dönüştürmektir. Huzursuzluk her geldiğinde, dur ve şöyle de: "Rabbim, Senin zamanına güveniyorum. Bedenim çığlık atsa bile, ruhum güvenir." Bu titreşimini huzurla hizalar. Çünkü huzur her şey çözüldüğünde gelmez - teslim olduğunda gelir. Ve bu teslimiyet pasiflik değildir. Aktif güvendir.
Başka bir anahtar, farkındalıkla nefes almaktır. Zihin hızlandığında, şimdiye dön. Manevi, gerçekleri tekrarla: "Her şey hizalanıyor. "Benim olan beni bulacak". "İlahi olan hiçbir şey kaybolmaz." Bu beyanların gücü vardır. İçsel alanı yeniden programlarlar ve içerisi sustuğunda, dışarısı cevap vermeye başlar. Bekleyiş sırasında beslenen düşüncelere, dikkat etmek de önemlidir. Kıyaslamalardan, umutsuzluktan, kendini yargılamaktan kaçın. Bekleyişi cezaya dönüştürme. Onu bir davet olarak gör. Güvenmeye, büyümeye, derinleşmeye bir davet. Kaygı onu bir düşman olarak değil de bir öğretmen olarak gördüğünde zayıflar. Çünkü o sadece kontrole olan bağlılığın olduğu yerde var olur. Kaygı aceleyle değil, mevcudiyetle yenilir. Ve şimdiye ne kadar çok dalarsan, bekleyişte güzellik olduğunu o kadar çok fark edersin. Küçük işaretler belirmeye başlar. Burada bir onaylama, orada bir huzur, yerine oturan bir kelime. Allah sessiz değil -sen sadece başka bir frekansla dinlemeyi öğreniyorsun. Ve bu manevi olgunluktur.
10) Allah'a sığınmak kaçmak değildir - geri dönmektir. Kökenine, merkezine, gerçeğe dönmek. O'nun huzurunda çıplak bir kalple oturup şunu söyelemektir:
"Artık ne yapacağımı bilmiyorum, ama biliyorum ki sen benim güvenli yerimsin." Ve bu teslimiyet anında, O seni sadece huzurla örtmekle kalmaz - seni içeriden dönüştürür.
Manevi kriz zamanlarında, içindeki her şey sarsılmış gibi göründüğünde, hatırla: sığınak dışarıda değil, gizlidedir. Sessiz bir oda, gözyaşlarıyla edilen bir dua, imanla yapılan bir okuma... ilahi mevcudiyetin farkında olduğunda tüm bunlar sığınağa dönüşür. Allah'ın yapılara ihtiyacı yoktur - senin dikkatine ihtiyacı vardır. Allah'ın adını saklanma yerin yap. Korku her geldiğinde, şöyle de: "Rabbim, Sana sığınıyorum" Şüphe her yükseldiğinde, şunu beyan et: "Sen benim sığınağımsın." Bu tekrar batıl inanç değildir - manevi yeniden konumlanmadır. Ruhunu, gerçek güvenliğin nerede olduğunu tanımak için eğitiyorsun. Ve eğitilmiş ruh, canı güvenli yere geri yönlendirmeye başlar.
11) Bir şeyi farkındalıkla yaptığında, şunu söylüyorsun: "Rabbim buradayım . Ve senin buarada olduğunu kabul ediyorum." Bu, bir yürüyüşü duaya dönüştürür. Bir çayı meditasyona. Bir gözyaşını ibadete. Her şey sunak olur - sen mabet olduğunda.
12) Gök, güven frekansına cevap verir. İçsel titreşimin imanla hizalandığında, dış dünya yeniden düzenlemeye başlar. Kapılar açılır. Doğru insanlar ortaya çıkar. Beklenmedik olan olur. Ve fark edersin ki bağırmana gerek kalmamış - sadece güvenmen gerekmiş. Çünkü sen kontrolden çıkıp dinlenmeye girdiğinde Allah daha iyi hareket eder.
"Rabbim, bugün hiçbir şey değişmese bile, yine de güveneceğim." Bu teslimiyet göğe yükselen bir kokudur - ve gök hareketle cevap verir.
Bugün, kendinle bir taahhütte bulun: ruhunu yavaşlat. Tepki vermeden önce nefes al. Karar vermeden önce dua et. Zorlamadan önce bekle ve fark et: gök senin huzurunun ritminde hareket eder. İçeride uyum olduğunda, dışarıda tezahür olur.
13) "Rabbim, bu yerde istemek için gelmiyorum - dinlemek için geliyorum. Olmak için. Senin mevcudiyetinle şekillenmek için." Ve sonra sadece ol. Nefes al. Gözlerini kapat. Hisset. Ruhun acele etmeden konuşmasına izin ver. Manevi samimiyetin gerçek başlangıcı budur.
Bugünden itibaren, daha sık susmayı seç. Daha sık dinlemeyi. Daha sık duraklamayı ve ruhun ne zaman çalkantılı olsa, sunağa geri dön.
Orada hatırlayacaksın: yalnız değilim. Ve beni saran sessizlik... Allah'ın en yüksek sesle konuştuğu yerdir.
------------------------------------------------------------------------------------------
Dostum dün gece 05.00 gibi yattık ve 10.15 gibi de kalktık Allah'ın izniyle... :)) Bugün yapacaklarımızı düzenleyelim... :) Şimdilik saat 12.20... :) Önce biraz dinlenmece... Bir parol aldık çünkü baş ağrımız vardı biraz... :)
Öğle namazının girmesiyle dünkü yatsı namazını eda edelim kazasını, ardından sabahın kazasını ve son olarak da öğleyi, klasik dualarımızı da yapalım ve virdi mevlevimizi de yapalım... :)
Dün sadece 16 sayfa çalışabilmiştik coğrafyadan onu bugün 38 yapalım ve 3-4 coğrafya konusunu daha geceye kadar yazarak çalışalım Mevla'nın yardımıyla inşallah... :)
Hemen çayımızı tazeleyelim... :)
Arkadaşlar ruhumun sesini dinliyorum da bana hemen ibadete geçme diyor, zaten biraz sıkıntım var bugün, baş ağrısı o bakımdan biraz dinlenmeliyim... Ardından da coğrafya ders notlarını okumalıyım 16. sayfadan 38. sayfaya kadar defter notlarımdan. Hem şu ekpss sınavı benim geleceğimin bir bakıma sigortası... :) Bu iç sese kulak vermeliyim... :) İç sesim bana diyor ki önce 38 sayfayı tamamla yani 17 konu kadar çalışmış ol yaklaşık... :) Ardından bir ibadet molası ver... :) Ardından bir ilim molası ver... Ardından coğrafyadan 3 konuyu daha yazarak çalış... Akşam da ibadet ve tespihten sonra proje ödevini yapmaya koyul... :) Raporları yazmayı da ihmal etmeyeyim... :)
24. sayfaya kadar coğrafya notlarını tekrarladım arkadaşlar... :)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder