Sanırım bu sabah uyandığımızda saat 05.30 olmamıştı. Oğuz Atay'ın Tehlikeli Oyunlar adlı romanına başladık ve 20. sayfaya kadar geldik. Dün hiç oyun yapamadık (mobil oyun) , bugün ve yarın 3'er saat yaparsak ancak açığı kapatacağız...
İbadetler de biraz askıya alındı...
En iyisi bir sallama çay yapalım kendimize ve neşelenelim yeniden... :)
Allah'ım İsa Peygamber (aleyhisselam) ve Mehdi (aleyhisselam)'ın her türlü dertlerine derman eyle... Bizleri de o şanlı orduya yardım eden ya da bizatihi ordudan eyle... Dünya'daki tüm zalimlikleri yok eyle... Her türlü kötülükle savaşmamızı, nefsimizle ve şeytanlarla da savaşmamızı nasip eyle. Sen bizleri bırakma Yarabbi... Kusurumuz çok belki, ama Rabbimiz de merhametli ve sevgi dolu, ancak zalimlerin karşısında... :)
Telefonuma gelen tanımadığım mesajları anında silip engelliyorum. Çok dolandırıcı ya da fake hesap var. Sesli mesaj bile olsa resmine bile bakmadan engelliyorum. İnsanlara doğru bir ulaşma yöntemi değil whatsapp vs. Ben oradan bir tane tanımadığım kişiye mesaj atmamışımdır. Siz de atmayın... Bana Rabbim yeter, çevremde de belli başlı iki elin parmaklarını bulmayan samimi olduğum kişi vardır... Bana onlar da yeter... :)
Bugün neler yapalım acaba? Şimdi bir gofret yiyoruz... Rüyamda eve yabancı yatılı misafir geliyordu ve ben de küvette yatıyordum. Küvet de uzun küvetlerdenmiş... Öyle bir rüya işte, çok takılmayalım...
Bugün biraz fiziğe takılalım, Einstein Evreninde Zaman Yolculuğu kitabından akalım, yorulursak kitap değiştiririz ya da mola veririz... :)
Einstein yorar kafayı sabah sabah, biz daha soft bir şeyler okuyalım en iyisi, ilacımızı da aldık, beynimiz de uyuştu. Einstein bir sayfa bile akmıyor... :)
Gene buzdolabındaki ayranı bulduk. Serin serin ne iyi gidiyor... :) En iyisi Necip Fazıl anlatsın biz dinleyelim gene... :)
Dün sayfa 34'te kalmıştık en son... :)
Şimdi 46'ya geldik. Hemen sabah namazları, şükür namazı ve virdimizi yapalım. Tahminimce abdestle beraber 35 dakika sürer hepsi... Saat 9.00'a geliyor... Haydi vira bismillah... :)
Bir 5 dakika kadar sürede sapma oldu, abdesti de katınca 40 dakikayı buldu... Rab kabul etsin... :)
Bugün Cumhuriyet'in 100. yılı, Allah nice yıllara ulaştırsın Cumhuriyetimizi, Atatürk yolumuzu aydınlatsın her daim inşallah... Atatürk'ün dediği gibi ilalebet payidar kalsın Cumhuriyet... :)
Maddi ilimlere de merakım var, ancak manevi ilimlere daha fazla... Ama çok okuyunca manevi ilimleri de rahatsızlığım yükseliyor ancak gene de gönlümü onlar çekiyor... Kahvaltımızı yaptık, çayımızı içtik, kahveyi bitiriyoruz. Biraz daha Kudema-yı Mevleviyye'yi okuyalım Tahirü'l Mevlevi'den. Erken dönem mevlevi büyüklerini anlatan bir kitap... :)
86'dan 93'e kadar geldim bu kitaptan da...
Kuyucaklı Yusuf romanında da 57'den 2. bölüm olan 65'e geldim...
Ahmet Ümit'in de Kayıp Tanrılar Ülkesi romanında 169'dan 205'e geldim. Epey okutuyor bu polisiye roman... Şimdi ezanı duyduk, gayret vakti... Haydi vira bismillah... :)
Konsome çorbası yapmaktan vazgeçtik şimdilik, Fransız mutfağındandı o yemek, onun yerine annem bana domates çorbası yapmayı öğretti. Tarifini ve yapılışını not aldım. Bundan sonra kendi domates çorbamı kendim yapabileceğim... :)
Babam da cassoulet malzemelerini almaya gitti. Getirince malzemeleri bir başka Fransız yemeği yapacağız inşallah... :)
Bu sabah 5.25'te kalktım. Vird-i Mevlevi'yi hemen yapar mıyım bilmem. Biraz rahatlamaya ihtiyacım var. Kahvemi yaptım ve yine balkonda mevzi aldım. Büyüyen Ay yayınlarından Kudema-yı Mevleviyye kitabı ile Ernest Renan'ın İsa'nın hayatı kitaplarına devam edesim var. Birinde 82, diğerinde 72' deymişim. Mevlana'yı çok seviyorum, aynı bir baba gibi. Onun sayesinde Mevlevi'lere sempatim var, arada sırada onların virdini yapıyorum... Ancak çok çılgın bir adam... Biz de biraz çılgınız ama O çok çılgın... :)
Dediğim gibi ben daha çok Atatürk ve aklın yolunu takip etmek istiyorum. İsa peygamber, Mevlana ve Atatürk baş rehberlerim... Daha nice sevdiğim dostlarım var bu yollarda... Onlar da rehberler...
Biraz Ayna'dan şu müziği dinleyelim...
Allah tenbel ve üşengen olanı sevmez yazıyor kitapta. Biraz bu huylar da var bende. Bu huylarımdan da Allah'a sığınırım. Abdestimizi alalım önce sabah namazı 4 rekat, ardından şükür namazı ardından da Vird-i Mevlevi'yi yapalım. Ezan okunuyor. Haydi vira bismillah...
Kudema-yı Mevleviyye'de 86'ya, İsa'nın Hayatı'nda 83'e kadar gelebildim... Biraz geriden aldım... Böyle dini ya da tasavvufi kitapları çok okuyamıyorum, çünkü fazlası dokunuyor, azar azar öğütlerimi alıyorum, çıkarmam gereken dersleri çıkarıyorum ve yoluma devam ediyorum. Allah bizi hep neşeli eylesin inşallah... :)
Bugün belki de öğlen namazı okunmadan yatmışım ikinci uykuya, akşamdan önce uyandım sanırım. İbadetler de akıyor ancak topluca, akas tukas... :)
Galatasaray Rize deplasmanında gol bulamadı, pek de iyi oynuyor denemez. Hafta sonunun keyfini çıkartıyoruz. Hafta içi oyun yapımına devam söz verdiğimiz gibi inşallah...
Biraz kitap alalım elimize de okuyalım. Mevlana'nın Mesnevi'sinde en son 394'te kalmışız, bir kez okuduk. Bu ikinci tertip üçüncü ciltteyiz daha... :)
Çayımızı içelim, maçımızı seyredelim ve sonra da Mesnevi okuyalım birazcık nasipse... Hayat çok keyifli dostlar, sadece baş ağrılarımız, hastalığımız ve para kazanamamız biraz sıkıntı. Allah inşallah tüm dertlere derman olacaktır... Mutluyuz... :)
Galatasaray Rize deplasmanında çok bocaladı. Bayern Munchen malubiyetini daha pek atamamışlar üzerlerinden anlaşılan. Böyle bir oyunla 3 puan süper sonuç...
Şimdi önce biraz çay ve Mesnevi Şerif, ardından yatsı ibadeti inşallah... :)
Evet bir gayretle Mesnevi'den 5 sayfalık dem aldık. 399'a geldik. Çayımız duruyor fincanda daha... Bir gayretle Hakk'a yönelenim... :)
Evet dostlarım, çayımıza devam ediyoruz, şimdi de bir muhallebi çıkarttık. Biraz az zaman önce başladığımız Necip Fazıl'ın "O ve Ben" isimli kitabına göz atalım... 23'ten devam edelim yine büyük bir keyifle... Rabbimiz keyfimizi ve neşemizi daim kılsın inşallah...:)
34. sayfaya kadar geldim, üstad güzel yazmış, okutuyor...
Bana kalırsa insanların hepsini sevmeliyiz, sağcısı solcusu, dindarı dindar olmayanı, zengini fakiri, akıllısı az akıllısı... Hepsinden o kadar çok şeyler öğrenebiliriz ki...
Şimdi biraz müzik zamanı, sonra nasipse okumaya devam inşallah...
Muhallebiyi bitirdik, şimdi buzdolabında bir ayran bulduk yapma ayran. Ekşi ve tuzlu tatlının üstüne süper gider... Ne güzel dünya, ne güzel Mevla... :)
Şimdi de Oscar Wilde'den Mutlu Prens kitabını okuyalım biraz. Bu kitaptaki ilk 5 öykü sanırım kütüphane de okumuştuk ve kitabı çok beğenip aynısının ekstralı versiyonunu almaştık kitapçıdan İş Bankası Kültür Yayınları'ndan... Böyle muazzam öyküleri ancak çok hassas bir ruh yazabilir. İntihar etmiş ancak Allah kerimdir, inşallah affıyla muamele eder... İnsanlara iyilik dersi veriyor öykülerinde hayvanları konuşturarak... Mevla inanıyorum ki merhametiyle muamele edecektir... :)
Fişeği de konuşturmuş yazar, nesneleri de konuşturuyor ve harika fişek öyküsünü de bitirdim. İnsan bu yazılanlardan hayat dersleri çıkarabilir. Gerçi her şey aklımızda kalmıyor ama... Kendini beğenmiş bir fişek anlatılıyor, kibirli bir yapısı var. Kendini herkesten üstün görüyor. Çamura düşüyor, kurbağa ve ördekle konuşuyor ancak sonunda çocuklar onu ateşe veriyor ancak uyuyorlar ve patladığını dahi kimse görmüyor. Sönerken dahi kendini beğenmiş halini bırakmıyor...
Peygamberler ki insanların en üstünleriydi, ancak kendilerini bir Allah'ın kulundan üstün görmezlerdi... Kendi kusurlarıyla ilgilenirlerdi bence. Hepimizin irili ufaklı farklı farklı kusurları var. Bu kusurları elden geldiğince tamir etmeye çalışalım, zaman su gibi akıp geçiyor. Bir gün hepimiz ölümü tadacağız...
Saat 00.08 ve uykumuz geldi, yavaş yavaş uykuya dalalım, belki sabah yine erken kalkarız. Yarın nasip olursa, dünya mutfakları dersinden tarifini aldığımız, kitaptaki ilk yemek olan Fransız mutfağından Burnuaz Konsome Çorbası'nı yaparız... :)
Bir günün daha sonuna geliyoruz. Baş ağrılarımız devam ediyor, sık sık oluyor bende bu... Hal böyle olunca çok çalışamıyorum, yani çalışmada akas tukas oluyor doğal olarak...