Bir Mehmet Çoban Meali'ni paylaşıyorum. Kendisi kimdir tanımam...
Ey toplumdan gizlenen! Ne zamana kadar gizleneceksin? Daha ne zamana kadar ayetleri kendi kendine tefekkür edeceksin? Ayetleri ailenle ve özel arkadaşlarınla paylaşman yetmedi mi? Artık gizlenmeyi bırak! Sana gönderdiğim gerçekleri insanlara açıkla! Artık insanlardan korkma! Sadece benden kork! Gizliden gizliye yaptığın tebliği açığa çıkar!
Bu sabah da saat 7.00 civarı uyandık. İbadetleri yapabilsek de yapamasak da her daim mutlu olacağız inşallah. Hastalığımız ve miskinliğimiz bizi geri bıraktırıyor, bazen de şevkimiz olmuyor. Hem bu işler sadece ibadete bakmaz. Ona bakarsak, öğrenmek ve öğretmek de bir ibadettir. Belki de daha ala bile olabilir. Tanrı aşkının nasıl oluşacağı belli olmaz, belki de oluşmaz ama sevgi olarak kalır...
Sabah sabah biraz tuzlu bisküvi atıştırdık. Daha kahvaltı etmedik. Her zaman da öğrenmeye vakit ayrılamıyor. Aralarda dinlenmek de lazım, ense yapmak da yararlı.
Çalışmak, oyun yapmak da güzel ancak o iş dahi sürekli olmuyor serbest olarak çalışırken ve öğrenciyken...
Baş ağrılarımız dinerse, belki oyunda üçüncü bölüme de geçebiliriz. Sağlık, mutluluk ve modumuz ile alakalı bir durum.
Bazen kitaplar da piyasaya çıkıyor ama okunmadan kalıyor. Onları dahi okumak gelmiyor insanın içinden.
Bazen müzik de kafa yoruyor. İşte böyle zamanlarda ben de buraya bir şeyler karalıyorum. Yazmak da bir nevi rahatlama yöntemi. İçini dökmek gibi.
Sanki aşksızlıktan insanların kalbi katılaşıyor. Belki ben de dahilim buna. Bir sevgilim olsa, belki kalbim yumuşar. Sevgi ile dolu ama aşk başka...
Her babayiğide nasip olmuyor. Bu aşk beşeri aşk da olabilir. İlahi aşk da.
Bu sabah yaklaşık 5.00 gibi uyandık. Sabah sabah şu yukarıdaki ilahi iyi gelecektir. Banyomuzu yapalım.
Abdestimizi alalım ve hem sabah namazını hem de kılamadığımız dünkü namazların kazasını kılalım nasipse..
Bugün de öğrenmeye devam edelim. Vaktimizin büyük bir bölümünü öğrenmeye harcayalım. Ne de olsa birinci işimiz öğrencilik.
Öğrenelim ama ne öğrenelim?
Uhrevi ilimler bize pek iyi gelmiyor, rahatsızlığımızdan dolayı. Ancak örneğin Mevlana'nın şiirlerini okuyunca da adeta mest oluyoruz. Daha nice dostlarımız var bu yolun büyükleri. Şems, Mevlana, Yunus Emre, Hünkar Hacı Bektaş Veli, Beyazıt Bestami, İbrahim Ethem...
Onlardan da öte ulul-azm peygamberleri anlatan kitaplar da var, henüz sadece bir tane peygamberi anlatan hariç hepsini anlatan kitaplar var.
Ancak bu ilimler bize ağır geliyor, sağlık problemlerinden dolayı...
Biz daha çok aklı yükseltecek pozitif bilimler, bilgisayar bilimleri, matematik, fizik ya da felsefe gibi alanlara yönelmeyi tercih ediyoruz. O da keyfimiz ve sağlığımız el verdiği müddetçe...
Çok yol alamadık. Ama gene de mutluyuz...
Mutlu olmadıktan sonra, tut ki derviş oldun. Gene fayda vermez...
Halimizden memnunuz,
Rab'be şükürler olsun...
Akşam Editi:
Bugün veri yapıları dersinde recursive fonksiyonları gördük. Daha önce faktöriyel hesaplamıştık.
Stack mantığıyla çalıştıklarını anlamamıza aşağıdaki kod yardımcı oldu. :
Bu sabah 9.35 gibi uyandık. Kahvaltımızı yaptık. Çayımızı içtik. Şimdi kahvemizi içiyoruz. Lineer Cebir dersine biraz daha hazırlandık ve içeriği de biraz daha okumayı düşünüyoruz. Daha sonra da Olasılık ve İstatistik dersine hazırlanmayı düşünüyoruz.
Televizyonda aydınlar konuşuyorlar. Allah başımızdan ülkesini seven aydınları eksik etmesin. Kulak vermek gerek onların sözlerine. En iyisini ben bilirim demek doğru olmasa gerek...
Bugün neler yapacağımıza gelirsek, aslında bugün birazcık da oyunumuzu kodlasak hiç fena olmaz aslında. Derslere de biraz daha fazla çalışmalıyız.
Televizyonda babam Snooker oyununu açtı. Rahmetli babaannem de Ronnie O'Sullivan'cıydı. :)
İbadetimizi de gücümüz yettiğince yapalım da daha da mutlu olalım...
Sadece baş ağrılarından çekiyoruz. Onun haricinde hayat çok güzel. Şimdi de bisikletçiler var TV'de... Şu bisiklet sporu da ne yorucudur. Allah kolaylık versin hepsine...
Sağlıcakla kalın...
Güzel bir Ezginin Günlüğü parçasıyla şimdilik hoşça kalın...
Saat 20.00 deki Veri Yapıları dersi Cuma'ya ertelendi. Saat 21.00'de Elektrik Devreleri dersi var. Bir de saat 22.00'de Nesnel Tasarım ve Programlama dersi var. Bu iki derse belki yarımşar saat hazırlanmışımdır. Derse girmeye de üşeniyorum, çünkü başım ağrıyor.
Pazartesi ve Salı günkü derslere girdim. 3 ders gördük şimdiye kadar. İçimden bir ses diyor ki bir gayretle gir derslere...
İngilizcemi "Advanced" seviyenin üzerine taşıyıp, Boğaziçi'ne döneceğim zamanları da iple çekiyorum. Bir de devlete memur olarak atanırsam çok iyi olacak.
Daha öğrenilecek çok şey var, yalnız hastalığım önümdeki engelim. Ancak şu hayatta dertsiz insan yoktur. Engelleri de en güzel şekilde aşıp, hayata tebessümle bakmaya devam etmeliyiz.
Verdiği bütün nimetler için Allah'a şükürler olsun...
Güzel bir Haluk Levent parçasıyla size şimdilik veda ediyorum.
Hoşçakalın...
Gece 23.20 Editi:
Derslere bir gayretle girdik ve iyi ki de girmişiz. Biraz da Lineer Cebir çalışalım. Yarın o ders ile Olasılık ve İstatistik dersi var.
Ders programım oluşmuş. Bu dönem 8 adet ders alıyorum bilgisayar mühendisliğinden ve bu akşam saat yedide ilk dersim başlıyor. Vatana millete hayırlı olsun. :)
Bugünkü dersim sayısal tasarım, biraz hazırlanmıştım az daha hazırlanayım şu derse. İçerikleri okuyorum sisteme yüklenmiş olan. Kahvemi de yaptım. Sütlü nescafe... Güzel bir müzik açarım, keyfime bakarım. Belki biraz oyun yazarım bugün. Herkese bol keyifli, sağlıklı ve mutlu günler...
:)
Belki de iş aramaktan vazgeçmeliyim. Hiçbir sonuç alınamıyor. Bir işe 200'ün üzerinde kişi başvuruyor. En iyisi kendi oyun projeni tamamlamak. Belki aplikasyonu çıkar da bir şeyler kazanırım. Onun haricinde Ekpss de güzel bir alternatif. 5. üniversiteyi okuyan biri dahi iş bulamıyor. Ben daha ne yapayım?