Bu sabah 9.20 gibi uyandım. Gece 03.00'e geliyordu belki de hala uyuyamamıştım. Einstein Evreninde Zaman Yolculuğu kitabında sayfa 36'ya kadar gelebildim. (XXX sayfa giriş sayfaları). Yavaş yavaş ilerliyorum. Bu konular biraz zor olduğundan hızlıca ilerleyemiyorum, ama yavaş ve emin adımlarla tekrar bu kitabın üzerinden geçiyorum...
Kitabı alıp çarşıdaki kafeye gidesim var. Orada çay ve patates eşliğinde bu kitaptan bir 15-20 sayfa daha okusam ne güzel olur sakin bir yer seçip...
Belki de vazgeçer ve biraz başka şeyler yaparım evde. Bilgisayar kitaplarını karıştırırım belki de biraz. Birazcık da EKPSS serilerine devam edebilirim mesela...
Bugün ikindi üstü uykuya daldım ve belki de 3 - 3 buçuk saat kadar uyudum. Daha çok dinleniyorum artık. Hem acele işe şeytan karışır sözü boşa söylenmiş bir söz değil. Sakin olmak lazım her zaman. İçimden geldiği gibi özgürce yaşıyorum...
Unity oyun motoru geri adım atıyor gibi bir şeyler okudum. Umarım doğrudur. Tam oyun yapımına başlamışken yapımcılardan indirme başına 0.2 $ alacak olmasına büyük tepki oluştu. Oyun yapmak çok eğlenceli ama biraz yorucu.
Ben de oyun yapımına da ara verdim, kitaplara da... Sadece arada buraya yazıyorum ve rahatlıyorum. Kendimi rahatlatan şeylerle ilgilenmek en güzeli...
Şu görseldeki kitabı işletme bölümünden mezun olurken okumuştum ve onunla beraber Einstein'ın kaleme aldığı İzafiyet Teorisi isimli kitabı okumuştum ve işletme bölümü mezuniyet tezimi, İzafiyet Teorisi ve Zamanda Yolculuk Olasılığı üzerine yapmıştım. Sanırım o tezim eski bilgisayarımda kaldı ve şimdilik ulaşamıyorum (eski bilgisayar bizde değil ve flash bellekte de olmayabilir) ama şu iki kitabın güzel bir özet ve yorumlanması şeklindeydi ve bu tezle işletme bölümünden mezun olmuştum. Ne alaka diyebilirsiniz işletme ve zaman yolculuğu ama tez işletme konularından bağımsız olabiliyordu ve ben de ilgim olan bu alanda yapmıştım. İşletmeden mezun oldum olmasına ama gönlüm hala fizikle...Hatta şöyle ki bir alanda doktora yapacaksam ileride (şimdilik fizik öğrenciliği ve okuldan ayrılma, işletme ve işletme yüksek mezuniyetleri, bilgisayar mühendisliği ve aşçılık bölümlerinde de devam etmekte olan ikinci sınıf öğrenciliğindeyim.) bu alan fizik olabilir. Ama öncelikle fizikle aramın iyileşmesi ve ısınması gerekiyor. Belki Boğaziçi Fizik lisansını tamamlayabilirim ki şiirler onu gösteriyor ama büyük bir gayret lazım ve af gerekli. Boğaziçi biraz seçici bir okul. Pek çok kimse eğitimini yarıda bırakmak durumunda kalıyor. Lisansı tamamlarsam, yüksek veya doktora da o alanda yapılabilir, yalnız o okul çok zorlar beni. Lisansı bile zorladı çünkü İngilizcem hiçbir zaman çok iyi olmadı. Üstelik bir de rahatsızlık oldu. Türkçe eğitim veren iyi bir fizik bölümünde yüksek ve doktora da yapılabilir. Boğaziçi de olabilir ama İngilizceyi ana dile yakın seviyede konuşabiliyor olmam lazım ki ben bunu Amerika'da da 51 gün kalmama rağmen hiçbir zaman başaramadım. :)
Dün gece tekrardan şu üstteki kitaba başladım ve XXX sayfa giriş ile birlikte 20. sayfaya kadar daha okudum ve kitap dizinle beraber 289 sayfa. Şimdilik yeni bir kapakla sanırım yeni baskısı çıkmış. Zamanda yolculuk meraklıları mutlaka göz atmalı...
Bilgisayar bölümü daha başlamadı, aşçılık ise kayıtları bile olmadı henüz. Belki 25 Eylül'de başlayacak bilgisayar mühendisliği bölümü. Ben de aklı yükseltmek istiyorum ki bunun yolu da akıllı adamların yolunu izlemekten geçer.
Acaba paralel evrenler gerçek olabilir mi? Yoksa kendi içinde tutarlılık ilkesi mi akla daha yatkın? Kuantum hakkında henüz hiçbir kitap okumadım. Bu konular çok güzel ve başlı başına bilim. Çok değerli hocalarımız var. Gerek Boğaziçi'nde gerek başka üniversitelerde.
Bir de gelecekten geldiğini iddia eden ve benim elimi sıkıp biraz konuşup uzaklaşan biri var ki gelecekteki halim olduğunu söylemişti. Sanırım yıl 2011 veya 2012 olmalıydı (Büyük ihtimal 2011). Mekan İstanbul'daki evimizdi. O zamanlar İstanbul'da ev tutmuştuk Kağıthane'de. Ne güzel günlerdi ama sıkıntılar da boldu. Okul berbat gidiyordu. Hastalık daha yüksek seviyedeydi.
Bu yazdığım şiirleri ben o zamanlar geçmişte okuyordum ama benim bugünlerde yazdığımdan haberim yoktu.
Daha benim işim bile yok.(Sadece 1 sene kadar maaşlı bir işe girmiştim.) Nasıl zamanda yolculuk yapacağım? Ancak güzel olanı şu ki sağlık durumum günden güne iyiye gidiyor. Engelim olmasına rağmen şu bilgisayar mühendisliği 1. sınıfta pek zorlanmadım. 3.25 ortalama ki yüksek lisans mezuniyetimden sonra (3.30) en iyi ortalama. Kaldı ki derslere pek çalışmadan girdiğim sınavlar da olmadı değil. Her zaman moralim yüksek olmuyor. Bazen platonik sevdalar yahut uyku düzensizlikleri dengeyi bozuyor.
Dahası geçmişte bilgisayarıma sızan siber korsanlardan kimisi benim belki 12 yıl kadar sonra bir kıza diyeceğimi bana 12 yıl kadar öncesinden söylemişti. Kimisi de ben olduğunu iddia etmişti. Benim siber güvenliğe de ilgim var ancak sadece bir iki kursa kayıt oldum o konu hakkında. Bilgisayar mühendisliği derslerini verebilirsem 4. sınıfta az dersim kalacak ve siber güvenlik yüksek lisansına kayıt olabileceğim nasip olursa.
İşletme, bilgisayar mühendisliği, siber güvenlik, fizik ve kendi yemeğini yapabilecek kadar da aşçılık hakkında uzmanlaşmak istiyorum ki sonuncusu en zayıf olabilecek alan gibi. Tasavvufu da hayatın içinden ve kitaplardan...
İşletmeden iki okul bitirdim bile, sadece tekrar amaçlı kitapları karıştırmalıyım ve bazı iş kitaplarını belki okumalıyım. Bilgisayar mühendisliği de akıyor, Allah bozmasın. Ama daha üç senesi var mezuniyete... Siber güvenklik ki aynı okulun o alanda çok güzel bir yüksek lisans programı var. Elbette Dünya'nın en iyi hackerı olmayacağız ama etik hacker dahi olabilirsek belli seviyede yeterli...
Fizik aslında en ilgili olduğum alan ama İngilizce hiç okuyamadım doğru dürüst bu alanı. Zaten 0.06 ortalama ile başlamıştım Boğaziçi'ne ki sorun olduğunu erken anlamalıydım. İlk döneminizden erken uyanın arkadaşlar. Aşırı düşük bir ortalamanız varsa belli ki bazı sorunlar vardır. Ben daha sonra 1.70'e kadar yükselttim ama yine de ayrıldım. Mezuniyet için en az 2.00 gerekli. Sallanan bir İngilizce ile siz de sallanırsınız... Eğer bir gün bu okulu bitirebileceksek TOEFL notunuz şöyle bir 95+ olmalı ki rahat okunsun. Boğaziçi'nde okumak için en az 79+ gerekli. Ben Amerika'dan döndüğümde 73'te kalmıştım. Gitmeden 51-53-55 gibi bir şeydi sanırım... Düşünün ki hazırlık sınavlarını bir şekilde akas tukas verince bile İngilizce yetersiz kalıyor. 73 dahi yetersiz. Bana sorarsanız 79 da yetersiz gibi. 95+ mezuniyete göz kırpar. Hangi bölümden olursanız olun. Eğer büyük sorunlar yaşamıyorsanız mezuniyet gerçekleşebilir. Bu arada TOEFL 120 puan üzerinden bildiğiniz gibi. Ama çok sağlam ve bilgili pek çok insan yetiştirmiştir Boğaziçi Üniversitesi.
Oyun yapımına da amatör olarak başladık. Sadece başlamakla kaldık, ne zaman devam ederiz Allah bilir...
Hayat güzel, sadece maddiyat eksik. Biraz da sağlık problemleri. Kimin derdi yok ki? EKPSS bize göz kırpıyor. İş yerinde de çok zorlanmaz ve okumamıza da izin verirlerse tamamdır..
Herkesin hayatının pek çok döneminde irili ufaklı dertleri oluyor. Ben 6 sene öğrencisi olduktan sonra ayrıldım mesela Boğaziçi'nden.. Yeniden başlamak ne zor gelmişti.. Üstelik çok daha mütevazi bir üniversitede. Orayı da daha ilk vizelerde bırakacaktım ki doktor moral verdi bana. Sen kalmaya alışkınsın dedi, o derslerden de kal ama devam et dedi espirili bir şekilde. Bir sonraki yıl o girmediğim iki vizeyi de verdim ve devam ettim. Kopmayın, eğer bitirebileceğinize olan inancınız ve potansiyelinize inanıyorsanız eğer. Ben sadece birkaç sınava çalışamadım diye kopacakken, Rabbim döndürdü ve mezun olduk. Belki Boğaziçi'ne de döndürecek. Ancak Boğaziçi'nden ayrılmak doğru karardı o an için. Çünkü okul hiç akmıyor gibiydi. Şimdi şu bölümlerden mezun olup da bunları da okurken tekrar kendime olan güvenim geliyor. Başarabilirim diyorum eskisi gibi. Kendinize olan inanç ve güveniniz de çok önemli.
Her şeyin hayırlısı...
Rab'be şükürler olsun...
Allah'a emanet olun...
:)
Aşağıya Sadettin Ökten Hoca'nın Beyhan Budak'la güzel bir söyleşisini paylaşıyorum az önce seyrettiğim...
Uyanış 3.30 gibi, kahvemizi içtik. Tekrar bir aradan sonra Mevla'ya yöneldik. O'nun bizler hakkında yaptığı plan, planların en güzelidir. Bilgisayarıma siber saldırılar da olsa, Mevla bizimle oldukça bize bir korku yoktur. Sizlerle aşağıdaki videoyu paylaşıyorum...
Uyanış 5.30 gibi. Rüyamda kara kara inek yavruları görüyordum. Belki 5-6 tane varlardı. Bir karavan gibi aracın içindeydiler ve evdeydiler. Onlara bakıyorum ve hepsi birden balkona doğru hareketleniyorlardı. Ben de balkonun demirleri arasından kaçmasınlar diye düşünüyordum ki uyandım. Normalde bizim evin balkonunda demir falan yok ancak bu ev başka bir evmiş herhalde....
Şimdi gene kendime bir kahve yaptım ancak süt tozu bitmiş yerine süt koydum azıcık. Keyifli bir Cumartesi sabahı. Ezanı işittik. Duşumuzu alalım da namazımızı da kılalım. Güne erken başlayınca insan şen oluyor.
Bugün nasipse oyunda ilerleyeceğiz. Daha da ertelemek yok. Sabah ilaçlarımızı içtik. Hafif sersemlik verdi. Güzel bir Led Zeppelin parçası yukarıda sizler için... :)
Saat 15.00'e Yaklaşırken Editi:
Geçmeyen baş ağrılarım yüzünden işlerim erteleniyor. Ben de o daha önce bulduğum güçlü ses terapisi müziğini dinliyorum dertlerim dinsin diye. Önceki bloglarda paylaşmıştım. :) Tahminimce 8.30-9.30 gibi tekrar yatıp, 13.10 civarında kalktık. Namazlar da kaldı. Şu dertlerim pek dinmiyor. Hep bir sağlık problemi. İlacı içsen bir dert, içmesen ayrı bir dert. Bir nescafe daha yaptım. Öyle boş boş zaman geçiyor... Hiçbir şey üretemeden... Neden bunca ızdırabı Hak bana yazdı ben de bilmiyorum doğrusu... :)
Saat 22.00'ye Yaklaşırken Editi:
Bugün biraz sıkıntılıydı ama akşam normal dozum olan 200 mg'ı tamamlayınca ancak rahatladım. Yoksa öfkeleniyordum. Yani uykuda geçen günler 150 mg yetiyor gibi, o da üst üste olmamak şartıyla.
En azından Ekpss Sınavı'nı kazanıp güzel bir gelire sahip olana kadar belki de azaltmamalıyız. Doktor karar verecek. Hastalık zor, Allah'tan ilaçlar var da biraz rahatlatıyor, bir de baş ağrısı olmayınca ve kafa sakin olunca hep şükrediyorsun... Galatasaray maçını bile bıraktık. Balkonda çay içiyoruz...
Yanlışlıkla ağrı kesici yerine kendi ilacımdan almışım ufak bir miktar ve beynim sersem gibi oldu. Bu ilaçlardan kurtulmalıyım yavaş yavaş, hem artık eskisi kadar manikleşme de olmuyor. Haftaya Perşembe günü doktorla online randevu var. En son 200mg kullan demişti ama ben son iki gündür 150 mg kullanıyorum ve peş peşe alınca da 50şerden hala sersemlik yapıyor. Yoksa biraz oyunumu yapabilirdim. Oyunu yapmayalı belki 14-15 gün oluyordur. Her neyse balkonda babamla oturup şu güzel müziği dinliyoruz. Görselleri de şahane. Bir de fincanla çay içiyorum, babam da cam bardakta.
Uzun bir ara vermişiz oyun yapmaya. Bu oyunu yaparken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Bazen oyunun yapımında oyunun oynanışı veya kodlarda sorunlar çıkabiliyor. Çözdüğünüzde sizden mutlusu yok. %98'in üzerinde bir başarıyla son haline getirmiştim. Sadece şimdilik zıplarken animasyon devreye giriyor ama düşerken de bir küçük animasyon aktif hale gelmeli. Onun haricinde bölüm değiştirirken skor güncellenmeli ve skor sadece int şeklinde değil de "Skor: 000" şeklinde bir ayar eklenmeli. Ben ayrı bir skor script açmıştım oyun için standart kodlardan farklı olarak. Çünkü arızalar çıkmıştı. Oyun kitabı eski bir versiyona göre yazılmış ve yeni versiyon kodlarında bazı noktalarda farklı kodlar yazılması gerekiyor. O değişiklikleri kendiniz bulmalısınız araştırarak.
Yakında bilgisayar mühendisliği ikinci sınıf başlayacak.
8 adet dersle boğuşacağız.
Sağlık sorunlarını minimuma indirmemiz gerekir.
Belki o kurslara da çok devam edemeyeceğiz.
Ancak oyunu sorunsuz bu hale getirdiğimize göre biraz daha çaba gerekli.
117. sayfadan 430. sayfaya sorunsuz gelirsek oyun tam manasıyla tamamlanmış demektir.
Mutluyuz, özgürüz, gelirimiz olmasa da iki diplomamız ve 2 de devam eden bölümümüz var.
Hem bir part-time işe bağlayabilsek bize yetecek gelir de olacak.
Zaten okurken part-time işten fazlası bize fazla gelir.
Haftada 20 saatlik iş ideal, daha fazlası zorlama olur.
Bunca dersle yürümez.
İş bulamazsak da oyunu ilerletmeye devam.
Şubat sonuna yetiştirsek, oyunu piyasaya sürebiliriz.
O aşama da biraz karışık.
Publisherlara mı satmalı yoksa kendi adınla mı yayınlatmalı ona bakacağız.
Bugün biraz uykuda geçti. Sabah erkenden uyandık uyanmasına ama daha uykumuzu alamamışızdır diye bir daha yattık. Halbuki kalkıp da güne de erken başlayabilirdik.
Her neyse, güzel bir akşam yemeği yedik ve balkonda akşam ediyoruz. Bize bu günleri gösteren Rabbimize şükürler olsun. İnşallah bize hep doğru kararlar aldırır ve merhameti, koruyuculuğu ve bereketi hep üzerimizde olur.
Yanımızda gene Sadi Şirazi'nin Bostan kitabı var. Belki okuruz diye balkona çıkarmışız. Size yukarıdan Bülent Ortaçgil & Teoman'dan Eylül Akşamı isimli parçayı paylaşıyorum.
Herkesin, irili ufaklı dertleri var şu hayatta. Benim de dertlerim gelirimin olmaması ve rahatsızlığım. Allah dertlere devadır merak etmeyin. O'nu sevenlere bir korku yoktur. O her zaman bizimle. Bugüne kadar bizi hiç aç bırakmadı, gene bırakmaz...