12 Kasım 2023 Pazar

Güzel Bir Pazar Sabahı & Aikidolu Zamanlar

  <script async src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-4847011426389780"

     crossorigin="anonymous"></script> 

 

 Evet dostlarım,

Güzel bir Pazar sabahından yazıyorum bu yazıları...

Nefs ile alakalı güzel bir video izlemiştim yaklaşık 40 dakikalık...

100 adet tesbihimi tamamladım, şimdi kerahat vakti çıksın da sabah ibadetlerimizi yapalım. İyi hissedersek virdimizi de yaparız...

İbadetlerimizi her zaman yapamıyoruz, ya da her zaman çalışamıyoruz. Biraz tembellikten biraz da hastalığın etkilerinden... Rabbimiz tembelliğimizi alsın, bizi sevdiğimiz işlerde çalıştırsın ve hastalığımıza da en güzel şifayı versin inşallah ve de tüm şifa bekleyen hastalara amin... 

Dostlarım çok da fazla tasavvuf okuyamıyorum çünkü kafamda sıkıntı oluşuyor. En iyisi bir tane ağrı kesici alayım. Saat 8'i geçiyor... Sabah 6.40 gibi ezan ile uyanmıştık... Bu saate gelmiş zaman...


Evet dostlarım işlem tamam, enişteyle de görüştük.. Şimdi okuyabiliriz... Ama önce biraz dinlenip rahatlayalım, başımızın ağrısı devam ediyor çünkü... Güzel dostu dinleyelim... Sallama çayımız da yanımızda.. Bugünkü yapacaklarımızdan sabah ibadetleri tamam, şimdi biraz ders çalışma faslına geçeceğiz. Lineer Cebir'in 7. dersini izlemeliyiz... Biraz mola, sonra vira bismillah...


 

Evet dostlarım, 7. Lineer Cebir dersini de takip ettik. Şimdi kahvaltı zamanı... Çok güzel bir dersti, elementer satır işlemleri gibi şeyler işledik. Boğaziçi'nden de hatırlıyorum bu konuları... :)

Evet dostlarım, kahvaltıyı da yaptık. Rabbe şükürler olsun... :)

Bugün veri yapıları çalışmalıyız. İki haftadan 12 saatlik oyun borcu da kalacak gibi çünkü derslerimize çalışmalıyız. Haftaya da 10 saat edecek 22 saat... Sayıyorum borçları... :)))

Ödev de var daha 1 aydan biraz fazla zaman var ancak başlamalıyız ona da en kısa zamanda inşallah... :)

Böyle giderse veri yapıları dersinden çakacağız gibi... Sadece 2 ders izlemişiz. İzlesek de pek bir şey anlaşılmıyor kimi zaman. Çünkü zor ders... En iyisi hocanın notlarını okumak... Öyleyse biraz müzik sonra tekrar vira bismillah... :)


Evet dostlarım veri yapıları dersinin birinci konu anlatımını tekrar izledim uzun bir aradan sonra... Şimdi sıra ikinci derste... İlk ders de çok verimliydi ve %100 anlama sağlanmış olabilir ancak ikinci ders zor gibiydi diye hatırlıyorum. Sonrasını da izlememiştik. Hoca en son 7. dersi bitirmiş sanırım...

Asıl bu derste veri yapılarına bodozlama dalacağız gibi... :))
Çok kişi alıyor bu dersi belki 200, millet hep çakmış demek ki, epey zor... :) Hata affetmez...
Dersi bitirdik. Notlarımızı da aldık ama editörde de compile etmemiz lazım... Yazarak çalışılırsa başarılabilecek bir ders... :)
Şimdi köy pizzaları geldi, önce bir abdest alıp öğleyi kılalım. Sonra da yemeğimizi yiyelim... Rabbim tüm yoksullara da nasip etsin en güzel yemekleri... :)

Evet dostlarım, şükürler olsun Mevla'ya bu işlemler tamam. Şimdi sırada ikindi okundu ancak biraz kafamızda sıkıntı olduğundan hemen namaza yönelemeyeceğiz... Ya 3. veri yapıları dersine geçmeliyiz. Ya da babamızın izin verdiği kadarıyla yarım saat kadar tasavvuf okuması yapmalıyız... Ancak mantıklı düşününce, tasavvuf ağır gelir şu anda. Saat 16.00 olsun da 3. çeyrek ilacımızı alalım. Gene 5 çeyrek yaptık, en iyi geleni bu doz çünkü... Sadece sık almamalıyım yani peşpeşe...Saat 15.45'e geliyor. Bir 15 dakika kadar dinlenelim müzik ile sonra ilaç ve 3. veri yapıları dersi... Tam gaz çalışmaya devam bugün, çünkü dün miskinlik ve hastalıkla geçti.. :)

Biraz internette dolaştık, daha çok Youtube'ta... Saati de 17.15 yaptık.. Şimdi biraz dersi de bir kenara bırakalım ve Fihi Ma Fih kitabını bir yarım saat kadar okuyalım... :))

Evet dostlarım, biraz daha iyiyiz, çok şükür Mevla'ya... Biraz Şems-i Tebrizi'nin adına yazılmış Makalat kitabını okuduk. 71'den 76'ya geldik...

Biz yıllar önce aikido yapardık. Tam 2 sene kadar yaptık. Sonra rahatsızlığımız, vesveseler ve sanrılar bizi bıraktırmak zorunda bıraktı.. Bu rahatsızlıklar tamamen geçmedi.. Zannediyorum ki hem hastalıktan hem de nefsini pek ehlileştirememekten kaynaklanıyor. Ancak aikidoyu özledik ve üstelik şimdi de aikido Gi'sinin alt kıyafeti var üzerimizde... Kolumuz kırıldı karda bir gün işe giderken düşüp ama iyileşti. Yalnız tekrar sakatlanma riski var mı onu doktora sormak lazım... Yani kısacası aikidoya eğer biraz iyileşebilirsek maddi ve manevi anlamda dönmek istiyoruz. 3. kyu'ya kadar ilerlemiştik ancak son sertifikayı alamamıştık, sanırım 4. yü tekrar yanlışlıkla basmışlar. Bir de ruhsatımız kayboldu.. Her neyse bunlar hallolabilecek meseleler... Felsefesi çok güzel, barışa yönelik... Üstelik dervişlerin felsefesine de uygun... Kimseye zarar vermemeye yönelik... Cesaret de gerekli, disiplin de. Ama o dojodoki dersi bitirdikten sonraki his muazzam bir şey... Birazcık evde ağırlık çalışayım arada sırada, biraz güçlenmek için... İşe de girdik mi aikidoya dönmemek için bir neden kalmaz sanıyorum. Kolumuz kırılırsa da kırılır. Her şey Hak'tan... Band takıp çıkarsak dojoyo süper olur... Tabi önce ruhen ve sağlık açısından da daha iyi olmak gerek... Güzel bir video paylaşıyorum aşağıya. Alemin en güzel savaş sanatı aikido.... Yapın, yaptırın. Kavga etmek için değil, spor, sevgi, kendine güvenme ve barış için... :)



Yıllar geçti ancak inanıyorum ki bir gün o dojoya geri döneceğim, ya nasip... :)

Saat 2.30'a gelirken ancak ibadetleri yapabildik. Aksatmamalıyız, bu iş de bir disiplin işidir... Hasta da olsak ibadete devam etmeliyiz... Öyle söylemiş büyükler... İbadet ve mücahede diye söylenmiş Mesnevi'de de... :)

Şimdi biraz uyuyalım saat 2.35, 6.30'da da kalkalım. Çok uyumak yaramaz... :)


11 Kasım 2023 Cumartesi

Güzel Bir Hafta Sonu Sabahı

  <script async src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-4847011426389780"

     crossorigin="anonymous"></script>  


Merhaba dostlar,

 5.15'e daha gelmeden yataktan kalktık. Saat şimdi 5.30 ve yarım saat sonra ilaç vakti. En son 23.00'te içmiştim... Yani 6 buçuk saatten fazla olmuş...



Evet dostlar vücudumuzun iyice ilaca ihtiyacı var. 6 olmadan alalım ilaçlarımızı. 20 dakika önceden... 

Güzel bir Barış Manço şarkısı ile neşelenelim... :)

100-101 adet gibi tesbihimizi tamamladık... Şükürler olsun... Biraz sabah sabah Mesnevi Şerif okuyoruz... :)

Bir de şu Ahmet Kaya şarkısını dinliyoruz...


Mesnevi'de sayfa 425'e geldik. 100 adet daha tesbihat yaptık... Ama beynimizdeki sıkıntı devam ediyor... Bu bakımdan ibadetlere pek takat yok... :)




10 Kasım 2023 Cuma

Günlük Seyrimiz

  <script async src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-4847011426389780"

     crossorigin="anonymous"></script>

 

Merhaba dostlar,

Atatürk'ün kaleminden din ve laiklik üzerine kitabında sayfa 17, İbn Sina'nın Hayy bin Yakzan Keşifler kitabında sayfa 20'ye geldik...

Kafamızda biraz sıkıntı olduğundan çok okuyamıyoruz. En iyisi gene balkona çıkalım... Açık havada içimiz açılsın... :)

Evet dostlar, ezan okunuyor ancak kafamızda biraz psikoz olduğundan ibadeti hemen yapamayacağız. Belki sonra... Hastalık işte...

Balkonda açık havadayız... Çok güzel bir hava var İzmit'te...

Ancak rahatsızlığımız dışarıda gönül huzuruyla gezmemize de mani oluyor bazen... Biz de balkondan dışarısını seyrediyoruz...

Her şey güzel olacak... Bu dünyada olmazsa öbür dünyada inşallah... :)


Bir güzel hamburger ısmarladık kendimize... Adama da bahşiş verince o da neşelendi biz de... :)

Şimdi bir adet ağrı kesici aldık... Kafamızdaki sıkıntılar dağılsın inşallah... :)

Balkon serinledi epey, artık içeri girelim... Montla dahi üşüyoruz... Hasta mı olacağız ne?

Hak bizi iyileştirmedikçe, biz şu namazları kılamıyoruz ve kılamayacak gibiyiz, umarım bizi affeder... :)

Biz bugün 4 çeyrek ilaç aldık ve biraz fazla uyuşturdu beynimizi... Doktor 200 mg yazmıştı ama biz son zamanlarda 250 mg kullanıyorduk. Tekrar 200 mg a düşmenin vakti gelmiş anlaşılan... Yaklaşık 5-6 saatte bir günde 4 çeyrek deneyelim, ilacın etkisi azaldıkça kendimizi daha iyi hissediyoruz... :)

00.00-06.00-12.00-18.00 saatlerinde almalıyız ilacımızı bir de böyle deneyelim bakalım nasıl olacak...

Fihi Ma Fih'te de sayfa 30'a geldik...16.00'dan sonra 23.00 gibi son ilacımızı aldık. Bundan sonra 6 saatte bir almaya gayret edeceğiz bakalım, en son 7 saat olmuş.. Sabah da aynısı olacak sonra nasip olursa belki 6... :)


Atamızı Anıyoruz

  <script async src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-4847011426389780"

     crossorigin="anonymous"></script>

 

 Merhaba dostlar,

Güzel bir Cuma günü, bu yazıları yazmaktayım...

Bugün 10 Kasım 2023, Atatürk'ün ölümü üzerinden tam 85 yıl geçmiş.

Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe durmadan ilerleyeceğimize ta çocukluğumuzda her sabah and içtik atam...

Bu yollarda hepimiz ayrı ayrı ve beraber yürümekteyiz...

Senin hedeflerin doğrultusunda şimdilik 4. ve 5. üniversiteleri okuyoruz atam... Bitiremediğimiz de var ancak iyileştikten sonra ona da devam etmek hedefte...

Ancak gene de yetmez... Bu sonsuz karanlıklardan kurtulabilmek için devamlı okumalıyız, kendimizi geliştirmeliyiz... Muasır medeniyetleri seviyesine ulaşmak için durmadan çalışmalıyız sevgili Ata'm...

Seni çok seviyoruz ve bizim baş rehberlerimizdensin...

Bugün senin kaleme aldığın bir kitap elime geçti öbür kitaplarla birlikte... Atam, sen okumayı çok severdin... Ben de seviyorum. Hepimiz sevmeliyiz..  Aşağıya kitapların fotoğrafını bırakıyorum...

Rahat uyu atam...

Sen, silah arkadaşların ve milletçe kurulan cumhuriyeti gençlik ve yeni nesiller yükseltecektir...

Sevgi, saygı ve rahmetle...



8 Kasım 2023 Çarşamba

Bir Rüya Hikayesi, Hayattan Kesit ve Günümüz

  <script async src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-4847011426389780"

     crossorigin="anonymous"></script>

 

 Merhaba dostlar,

Sabah ezanı ile uyandık. Bu içimizdeki canavarı müslüman yapmamız lazım. Arada bir şükrediyor ama epey de düşmanlık yapıyor...

Daha namazları kılmadık. Ancak biraz tesbihat yaptık ancak biraz daha yapalım, bu canavarı iyileştirmek için... Sonra da ibadetlerimizi başımızın ağrısı geçerse yapalım vird ile beraber...

Liseye 19. sırada girmiştim... Lise 1'de dersane indirim sınavında ikinci, lise ikide de üçüncü olmuştum...

Lise 2 ve lise 3'te dersaneye ücretsiz gitmiştim...

Rüyamda dersaneyi kazandığımdan bahsediyorum ancak geçen sene ikinciydim bu sene 19. oldum gibi bir şeyler diyorum... Yani işler biraz karışıyor... Bir de eskiden hoşlandığım kızlardan birini görüyorum, O da yirminci olmuş hesapta... İlk 20 ücretsizmiş güya... 

Halbuki ilk 15 ücretsiz olmalıydı sanki... İşte böyle garip bir rüya...

Şimdi sütlü nescafemizi içiyoruz, kerahat vakti çıksın da ibadetimizi vira bismillah deyip yapalım...

Ne güzel Fatih Koca seslendiriyor... Gönlümüz şenlensin... Biraz da tesbihat...


Benim tesbihatım şimdilik "Allahu ekber Allahu ekber la ilahe illlallah ve eşhedü enne Muhammeden resulullah" şeklinde... Sizinki farklı olabilir... :)

Bugün 100 uyandığımda ve 100 güneş doğduktan sonra böyle tesbit ettim... Kuran'da gece gündüz tesbih edin ve gafillerden olmayın diyordu... Üstelik tesbih edince içimdeki canavarın canavarlığı azalıyor... :)

Ancak rüyada "Muhammeden resulullah Allahu ekber Allahu ekber la ilahe illallah" şeklinde işittiğim de olmuştu.... Arada sırada da böyle tesbih ederim... Hala arada fısıldıyor... Biraz da bunu yapalım... :)

Evet dostlarım bu son tesbihat da etkili ancak üstteki benim için bir tık daha etkili... Hala arada fısıldıyor ama kafaya takmayalım, arada da yine şükrediyor... :)

Ve dostlarım ilginç olanı da şu ki her birinin ayrı hikmetleri var.. :)

Altta üsttekinden biraz farklı halde sözleri var... :))

Zahit bizi tan eylemeHay hayHak ismin okur dilimizHey canımHey canımHak ismin okur dilimizEyvallahHey, hey dost
Sakın efsane söylemeHay hayHazrete varır yolumuzHey canımHey canımHazrete varır yolumuzEyvallahHey, hey dost
Sayılmayız parmak ileHay hayTükenmeyiz kırmak ileHey canımHey canımTükenmeyiz kırmak ileEyvallahHey, hey dost
Taşramızdan sormak ileHay hayKimse bilmez ahvalimizHey canımHey canımKimse bilmez ahvalimizEyvallahHey, hey dost
Erenlerin çoktur yoluHay hayCümlesine dedik beliHey canımHey canımCümlesine dedik beli eyvallahHey, hey dost
Gören bizi sanır deliHay hayUsludan yeğdir delimizHey canımHey canımUsludan yeğdir delimiz eyvallahHey, hey dost
Biz Ha isekSiz de Ha'sınızSiz Hu isenizBiz de Hu'yuzHay'dan gelen Hu'ya gider
Muhyi sana ola himmetHay hayAşık isen cana minnetHey canımHey canımAşk isen cana minnet eyvallahHey, hey dost
Cümle alemlere rahmetHay haySaçar şu yoksul elimizHey canımHey canımSaçar şu yoksul elimiz eyvallahHey, hey dost
 
Ne güzel söylemiş dost... Allah güzelliğini arttırsın... :) 

Evet dostlar saat 10.00'a geliyor, işleri başardıktan sonra şimdi biraz kahvaltı yapalım... 
İçimize neşe katan kitaplar okuyalım, ancak rahatsızlığımızdan dolayı çok tasavvuf okuyamıyoruz...
Zaten ibadetlerden sonra da fazla gelip psikoza ya da sersemliğe dönüşüyor sonra Allah korusun...
Biraz dünyevi kitaplara takılalım gene, ancak onlarda da zaman zaman tasavvufi anlamlar olabiliyor ki o kadardan bir şey olmaz iyi bile geliyor...
Örneğin Boğaziçi Şıngır Mıngır'da sanırım en son Gaddar Aliço'da kalmıştık, oradan devam edelim ancak şimdi kahvaltı zamanı... :)

Bugün bana mert, yiğit babam akıl verdi. Bugün oyununu yap dedi ve 2 saat dedi. O zaman Gaddar Aliço sonraya kalsın... Biraz çay içip başlayalım çalışmaya... Çalışmak da zor ama başlayınca akıyor bir şekilde, vira bismillah diyeceğiz gene nasipse...
Şu şarkı geldi aklımıza birden babamla balkonda otururken... :)
 

Oyunda sayfa 130'dan 134'e kadar neredeyse sorunsuz geldim. Sadece bir yerde arıza çıktı ve çözdük arızayı şükürler olsun.. :) Chatgpt'den de yardım almadık değil hani...  :) Tam 1 buçuk saat çalıştık... Şimdi yarım saat mola... :)

Yorulmuşuz molayı biraz daha uzatalım. Rahatsızlığımızdan ileri geliyor biraz da... Kitabın yazarı 20 seneyi aşkındır oyun yapımıyla ilgileniyormuş. Biz de şurada sanırım 4. aydayız ancak epey aralar da verdik... :) Bu kitaptaki oyunları tamamlayabilirsek bir de udemy kurslarında da 3 adet oyun kursu satın almıştık. Onları da tamamlarsak ve iyice pişersek artık yavaş yavaş uzmanlaşacağız C#'ı da güzel öğrenip paralelde... Yalnız pes etmemek gerek, arıza çıkar 2 saat çözemezsin, 3. ya da 4. saatte çözersin yeri gelir... Kodlarla boğuşurken, hele ilk öğrenirken bunlar çok doğaldır... :)
 
Hedefimi belirledim sayfa 156'ya kadar gelmek. Daha yapacaklarımız arasında bıçak fırlatmak ve ateş etmek, bir de animation events var. Düşman oluşturmak ve yapay zeka yarına artık... Daha 4,5 saat gerekse de aşsa da bu süreyi çalışılacak kaçarı yok... 2 haftada toplam 20 saat çalışmalıyım. 2saat 15 dakika geçen haftadan + 1 saat 30 dakika bugünden eder 3 saat 45dakika... Pazar gecesine kadar daha 16 saat 15 dakikalık yolumuz var... :)
 
Evet dostlar 14.15 gibi tekrar başlıyoruz oyun yapımına vira bismillah...

Oyunun arka planı seçiminde ve ayarlamalarda epey zorlandık, hala daha gameplay modeda kamerayı tam ortalamıyor... Bu sıkıntılar ayarlanmalı. Toplam 4 saat 15 dakikamı aldı aradan sonra, önceden de 3 saat 45 dakika vardı eder 8 saat.. Daha 12 saatlik yolumuz var... :)
 
Bugünlük yeter çok yoruldum ve hala daha 136'dayım... Çok ağır akıyor sorunlar çıktığı için... :)

Akşam vakti uykumuz geldi yattık uyuduk. Bir uyandık ki Bayern - Gala maçı başlamış. 2-1 mağlup olduk belki ancak, golümüzü vermedi hakem ofsayt diye, kafası dışarıda ayakları içerideydi. Ancak onların golünde bir oyuncu tüm bedeniyle pozisyonun içindeydi, golü verdi. Sonra da takımın morali bozuldu bu haksız karardan sonra, yardımcı hakem bayrak kaldırmıştı üstelik... 
Sonra da bir gol bulduk ama hocamız da haklı olarak bunu da ofsayt ver diye isyan etti...
Ne biçim Var hakemisin... Adam gibi bak şuna... Senin yüzünden puan ya da puanlardan olduk...

Şu arka plan ayarlamasına şimdilik bu kadar zaman harcamak yeter, detaylı ayarlar sonraya kalsın... O sadece arkadaki bir fon... Ancak oyunu albenili yapıyor... 

Biz sıradaki işleri yapmaya çalışalım ancak saat gece 02.00, biraz uyuyalım da sabah 06.30 gibi kalkalım. Akşam uyuduk çünkü biraz... Uyuyamasak da dinlenelim... :)


7 Kasım 2023 Salı

Hayat Bayram Olsa

  <script async src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-4847011426389780"

     crossorigin="anonymous"></script>  

 

Evet dostlar, 

En son paylaştığımız yayından sonra, Atatürk'ün kaleme aldığı Din ve Laiklik Üzerine kitabı, Mevlana'nın yazdığı Fihi Ma Fih kitabı ve İbn-i Sina'nın yazdığı Hayy Bin Yakzan (Keşifler) kitaplarını sipariş vermiş bulunmaktayım...

Şimdi 12 sayfa kadar Nutuk okuduktan sonra, 6 sayfa kadar da Divan-ı Kebir okuduktan sonra, şimdi de biraz Sorgulanan Uzay ve Zaman'ı okuyalım...

Sadece beynimizdeki sıkıntılar yolumuza engel, 3-4 saat kadar uyuduğumuz için oluyor belki de biraz..

Güzel bir kahve yaptık... :)

Biraz da Şenay'ın şu güzel müziği...

Kahveyi bitirmedik, uyandıktan sonraya bırakacağız. 14 sayfa kadar da Sorgulanan Uzay ve Zaman kitabını okuduk ve 29. sayfaya ulaştık. Şimdi 10.30'a kadar uyku saat 8.11... :)

Uyuyamadık dostlarım sadece 8.25'e kadar uzandık. Uykumuz tam gelmemiş... Kahvemizi içelim... Müzik dinleyip rahatlayalım...

Daha ders de çalışacağız nasipse, kısmetse oyunla da ilgileneceğiz ikindiden sonra belki de...

Ama şimdi, ne okusak ne okusak?? Biraz manevi olmalı okuyacağımız şey ama çok yoğun olmamalı, çünkü başımız ağrıyor... Kütüphaneye bir göz atalım...

Buldum, romanlaştırılmış bir Musa öyküsü... Esaretten Kurtuluş Gerald Messadie'den.. 72. sayfada kalmışız en son, 1 sayfa geriden başlayarak okuyalım biraz... :)

Arkaya da roman okuma müziği...


Evet dostlar, 90. sayfaya kadar okuduk... Şimdi de Paulo Coelho'dan Kazanan Yalnızdır romanına göz atalım.. Onda da 65'te kalmışız... Vazgeçtim bu kitabı okumaktan, biraz derslere de yönelik Yeni Başlayanlar İçin Java kitabına bakalım :)

Evet bir ara belirtmişiz daha önceki yazılarda sayfa 227'de kaldık ancak gündem değişmişti devam edememiştik. Şimdi sayfa 241'e geldik... Yani getter ve setter metodlar... :)

Daha bizimkiler yeni uyandı, şimdi bir şeyler yiyelim en iyisi... Sonra çalışmaya devam.. :)

Evet dostlarım, kahvaltıyı çoktan yaptık, kahvemizi yudumluyoruz, önceki soğumuştu...

Sayısal Tasarım dersini de izledik 7. haftayı... :)

Şimdi sırada Nesnel Tasarım ve Programlama dersi var 5. ve 6. haftalar... 
Ancak öncesinde biraz kitap... Tehlikeli Oyunları okumaya devam edelim bakalım.. Yazılanlar bazen saçma da gelse hoşuma gidiyor okumak... Bir de başladığım kitapları bitirebilmek için... :)

Evet dostlar, Tehlikeli Oyunlar gitgide güzelleşmeye başladı... Sayfa 84'ten 108'e geldik. Biraz Tutunamayanlar'ı andırıyor..

Şimdi bir gayretle abdest alma ve dünkü ve bugünkü ibadetleri yapma zamanı... Vird yok bu sefer belki kısa vird... Haydi vira bismillah... :)

Evet dostlarım, bugün biraz uyuduk ve namazlara akşam vaktinde başlayıp, bugünlük ve dünlük geçmişleri de eda edip yatsıya bağladık... 

Kötüler varsa iyiler de var. Sahtekarlar varsa, yiğitler de var... Hakk'ın hühmü her zaman galip gelecektir... 
:)

Şu aşina olduğunuz şarkı bir daha MFÖ'den geliyor...


 Evet dostlar şimdi hangi kitabı okusak acaba? Önümüzde Oğuz Atay'ın Tehlikeli Oyunlar'ı ve Sadi Şirazi'nin Bostanı var... Ama Hak bizim hatırımıza Hazreti Süleyman'ın Meselleri kitabını getiriyor ancak biraz başımızda sıkıntı varken o kitap bize ağır gelir... Biz bu üç kitabı da atlayalım, bunların yerine hatırımıza birden gelen Salah Birsel'in İstanbul-Paris isimli kitabına göz atalım..

Usta yazar Salah Birsel, kitapları çok dolu, ama biraz ağır akıyor gibi... Bu kitapta da içinde bazı hikayeler var. En son sayfa 58'de kalmışız, kitap 261 sayfa... Kahveler Kitabı, Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu ve Boğaziçi Şıngır Mıngır da var bizde... Onları da ömrüm olursa tamamlamalıyım... :)
 
Boğaziçi dedik de eski okulumuzdan da bir post atalım, iyi kötü günlerimiz geçti orada... Hak nasip ederse bir gün döneriz... Ya nasip...
 

Evet dostlar, şimdi biraz kitabı müzik eşliğinde okumaca çayla...  

Cihan Şampiyonu Kara Ahmet'in öyküsünü dinledik... Kendinden uzun ve iri Fransız Paul Pons'u 3 defa yenmiş...
Sanki canlı bir güreş müsabakası izlemişiz gibi okuduk... Sayfayı da 71 yaptık ve öykü tamamlandı... :)

Yazar çok bilgili biri, şimdi de Boğaziçi Şıngır Mıngır'dan bir öykü okuyalım.. En son İnce Saat öyküsünde kalmışız sayfa 207... :)

Bu öykü de çok güzeldi. Eski İstanbul'u, daha çok sosyetesini anlatıyor kitap. Boğaz hattını, yalıları, konakları, eski hikayeleri... Harika bir anlatım gücü, sevdalar, kalburüstü kişiler vs... 217'de kaldık. Gaddar Aliço öyküsü bir başka bahara nasipse...
Biraz ruhumuza gelen şu ilhamla şu müziği açalım... 
 

Evet dostlar, gene Salah Bey Tarihi'nden bir kitap seçelim, Kahveler Kitabı olsun ismi. En son kaldığımız Üsküdar Kahveleri öyküsünü 2 sayfa geriden alıp okuyalım başından... Yanında da iki buçukunca fincan kahvemiz ile tabiiki...(nescafe sütlü) Haydi yapalım... Bize bu güzel ömrü veren Mevla'ya hamdolsun...  :)

Fincan dedik de kupaya yapmak nasip oldu. Üstelik SMMM kupası yani mali müşavirlik stajyerliği... :)
O iş de yarım kaldı. Ya dosyamı yaksınlar, ya da ben bir part-time muhasebe staj işi bulayım da stajı tamamlayayım.. Daha 245 gün kadar daha (tabii ki yüksek lisans mezuniyetimi bildirirsem) yapmam gerekir stajı. Dosyamı da yakmıyorlar öylece yarım duruyor... En iyisi uğrayayım şu muhasebe odasına bir gün... Öğreneyim durumu, staj yeri ayarlayabilirler mi yoksa dosyamı mı yakarlar sorayım... :)

Bu kitapta da sayfa 69'a geldim. Yazar kahveyi tanıtıyor ve eski İstanbul'daki kahvehaneleri anlatıyor...
Benim de gitmekten hoşlandığım bir kahve vardı. O da cihangirdeki kahveydi yani Firuzağa Kahvesi..
Kendine has bir havası vardı oranın... İnsanın içine huzur ve özgürlük dolar orada...

Şu an İstanbul'da yaşamıyorum ama tekrar yaşayacak olsam, gideceğim favori mekanlardandır... Kahvemiz daha bitmedi... Ama hazır konu Cihangir'den açılmışken biz rotamızı Salah Bey Tarihi'nin bir başka kitabı olan Ah Beyoğlu Vah Beyoğlu'na kaydıralım... :)

Çok güzel bir şiir kitapta geçen Halit Asım isimli bir ozandan. Adı da...
 
 "Bir Köşe"
Dört resim satınaldık,
Duvara çiviledik ömrümüzü.
Birisinde akşam oluyor;
Taşları kızıl bir mezarlık,
Mezarlıkta yürüyen  bir ihtiyar...
Birisinde şarkı söylüyor balıkçılar...
Ve ben bugün hissediyorum dostlardan habersiz,
Resimdeki ihtiyara gizlice küstüğünüzü.
Birisinde vakit sabahtır,
Denizi seyreden iki çocuk,
Çocukların gözlerinde "uzak!"
Uzakta hayal ettiğimiz yaşamak!
Birisinde muhteşem bir yalnızlık
Ve uykuma musallat olan bir deniz var.
Dağıtırız bu dört resimde hüznümüzü,
Şarkılar kayıkları doldurur,
Ufuk kokulu çocuklar gündüzümüzü,
İhtiyar çok yaşayacak;
Ve biz bir dua gibi bırakacağız,
Kendi denizimizden şikayetçi.
Dört resim satınaldık,
Bu dört resimdir Allah'ın memleketi...
 
 
Yorumum:
Efsane şiirmiş, ihtiyara Allah uzun ömür versin ve şairine Allah rahmet eylesin... :)
 
Bu son kitapta da sayfa 84'e geldik..
 
Beynimizde hafif sıkıntı ve psikoz varken yoğun dini/tasavvufi kitapları inceleyemiyoruz. Bilim de aklımız almıyor böyle durumlarda...
 
En iyisi dost Mevlana'nın şiirlerine dönmek. Divan-ı Kebir'in 8 cildini de bir kez okuduk ve 6. ciltteki söyleceyeceğimiz yere kadar olan ciltleri ve şiirleri de ikinci kez bir daha okuduk söylediğimiz gibi...
 
Mevlana İş Bankası Kültür Yayınları Divan-ı Kebir VI. Cilt sayfa 178'de kalmışız... Uyumadan birkaç şiir daha okuyalım... 

Sayfa 192'ye geldik... Şimdi dosttan aldığımız öğütle biraz Kuran okuyalım abdest alıp uykuya yenilmeden... :)
 
Araf Suresini tamamladık Allah'ın izniyle... Gece gündüz Hakk'ı tesbih etmemiz gerektiğini okuduk ve gafil olmamız gerektiğini... Biz genelde gündüzleri tesbih ediyorduk, bundan sonra bir de gece virdi yapalım inşallah... :)


Takip Et Atatürk'ün Yolunu & Dost Mevlana'yı da Sakın Bırakayım Deme & İbn-i Sina'nın Öğüdünü Tut

  <script async src="https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-4847011426389780"

     crossorigin="anonymous"></script>  

 Merhaba dostlar,

Rüyamda Atatürk ile alakalı sözler işittim. Eleştirel bir rüyaya benziyordu. Ata'nın yolunu daha iyi öğrenmeliyiz. Bilim ve din dengesini daha iyi oturtmalıyız. Ata'nın söylediği "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir, fendir." sözü kulağımıza küpe olsun...

Elimde Atatürk ile alakalı 3 adet kitap mevcut. Biri Ata'nın yazdığı Geometri kitabı ki hepsini okudum.

Biri yine kendisinin yazdığı Nutuk ki 169. sayfaya kadar okuyabilmişim... Bu kitabı her gün 5'er sayfa okumalıyım... (639 sayfa) 470/50 =94 gün eder...

Biri de İlber Ortaylı Hoca'nın anlattığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk kitabı ki bu kitabı da bitirdim ve çok güzel anlatmış, İlber Hoca Atatürk'ü....

Yani ilim ve fen için bize akıl lazım, delilik değil... Yani aklı yükseltecek kitaplara ihtiyaç var... Ağırlık tasavvuf ve din olmamalı...

Daha çok tasavvuftan bilim kanadına doğru kaymalıyız, hepten delirmeden...

Bazı bilim kitaplarını okurken zorlanmamızın nedeni yüksek akıl gerektirmesi... Bize lazım olan yüksek akıl, ortalama değil... Zeka yüksekse, akıl da yüksek olsun... Delilik dursun burada ya da geri gitsin... :)

Üniversitede bilgisayar mühendisliği okuyoruz, bu çok güzel... Bu derslerimize azami gayret göstermeliyiz. Bununla yetinmemeli Fiziği de bitirmeye gayret etmeliyiz. Siber güvenlik alanını da mercek altına almalıyız... Bunları tümünü yapabilirsek, işte o zaman Atatürk'ün yolunun hakkını vermiş oluruz, onun ilkelerinden de ayrılmayarak...

İbn-i Sina'nın da dediği gibi ömür boyu ilimden ayrılmamalıyız... :)

181. sayfaya geldik Nutuk'ta...

Ancak gönlümüzü hep Mevlana çekmektedir...

Hepsi de birbirinden kıymetli şahsiyetler... Allah cümlesine rahmet eylesin... :)


 


Hoşgelmiş Yeni Yıl ve Keyifli Bir Cumartesi :)

  1) "İnsanların güvenini kaybetmektense para kaybetmeyi tercih ederim." Robert Bosch 2) "Cömertlik dostluğun özüdür." O...