Onlar onları bombalıyor, onlar onları bombalıyor. Siz geri zekalı mısınız? Neyi paylaşamıyorsunuz? Dinleriniz farklı olabilir, hatta belki bir dine bile sahip olmayabilirsiniz. Ancak Mevla'nın 4 büyük dindeki ilk emirlerini unutuyorsunuz...İnsan olmayı unutuyorsunuz. Sizin bu yaptıklarınızı hayvanlar yapmaz. Gözlemleyin pek çok hayvanı...Aslanlar bile sadece yetecek kadarını yer, yaşamını sürdürmek için. Ayrıca karnı tokken kimseye zarar vermez... Bu verdiğiniz zararlar sadece burada kalmayacak, siz böyle zalimlikler yaptıkça ebedi bir azabı da göze almış oluyorsunuz... Merhamet herkese nasip olmuyor... Bana göre cesaretten de önce gelir... Herkeste merhamet olsa, dünyada savaş olmaz. Peygamberler dahi savaşı Hak emretmezse yapmazlardı... Ey dünyanın güçleri, devletleri, süper güçleri. Kendinize gelin. Yoksa Hakk'ın azabı çetin olur. Nice kavim helak oldu, unutuyorsunuz bunları... Tek bir güç vardır o da merhametli Tanrı'dır. Siz böyle yaparsanız hayvanlar size fark atarlar... Önce insan olun İNSAN...
They bomb them, they bomb them. Are you retarded? What can't you share? Your religions may be different, or you may not even have a religion. However, you forget the first commandments of God in the 4 major religions... You forget to be human. Animals do not do what you do. Observe many animals... Even lions only eat enough to survive. Moreover, he does not harm anyone when he is full... The damage you inflict will not only be here, as you commit such cruelties, you risk eternal torment... Mercy is not granted to everyone... In my opinion, it comes before courage... If everyone had mercy, there is no war in the world. Even the prophets would not wage war unless God commanded it... O powers, states, superpowers of the world. Come to yourself. Otherwise, God's punishment will be severe. You forget how many tribes were destroyed... There is only one power and that is the merciful God. If you do this, animals will make a difference to you... Be human first, HUMAN...
Bugün nesnel tasarım ve programlama ile sayısal tasarım derslerini izledik. İki de derse girdik. Bilgisayar ağları ve programlama dilleri. Ancak gözümüz televizyona takıldı, pek konsantre olamadık derslere... Sayısal tasarım cepte, içerikte de ilerdeyim dersi de %99'un üzerinde oranla anladım. Sadece küçük bir noktayı tekrar etmeliyim... Hızlandırarak yarın bilgisayar ağları ve programlama dilleri derslerinin 3'er videosunu tekrar edip, içeriklerini okumalıyım. İnşallah sabah 5.30 gibi kalkarım 1.30'dan önce yatarsam... Virdi Mevlevi'yi de yaparsam, süper olur. Cenab-ı Mevla bize mestlik ve coşku verir... :)
Babamlar Masterchef hastası, biz de onlarla beraber epeydir takip ediyoruz... Hatta ben de hesapta aşçıyım ya o bakımdan babamla bir gece lahmacun yaptık. Ben dedim yapıyorum. Sen ister gel ister gelme.. Sonra babam, baş aşçı oldu ve bana yardım etti. Peş peşe iki gün gece lahmacun partisi vermiştik. Ama çok acı yapmışız, gözümüzden yaşlar aktı yerken. Biberleri (kırmızı da dahil) fazla kaçırmışız baharatlarla beraber... Ama gene de çok lezzetliydi. Benim aşçılık okumamdaki ilham noktam Masterchef yarışması oldu. Dedim belki yemek yapmayı öğrenirsem, belki yaşlılığımda aç kalmam... Şimdiye kadar sadece 3 yemek yaptık. İkisi annemle biri babamla. Köfte, biber dolması ve lahmacun.. Hepsi de süper lezzetliydi... Hedefim aşçılıktan mezun olana kadar sayıyı 20 yapmak... Bir yıl var mezuniyete... Bu arada yarışmada benim favorim Eren, yani namı diğer Kızılsakal, ancak herkesi de seviyorum... İnşallah Cenab-ı Mevla bize bütün insanları sevdirir... :))
Saat 03.15'e gelirken uyuyoruz, kalkış ya nasip... :)
Günaydın dostlar, bu sabah 9.30'da kalktım. Rüyada aramın çok da süper olmadığı bir abimi gördüm. Benim hastalıktan kaynaklanan bir sanrım var ve sırf bu sanrıdan dolayı insanlardan kaçıyorum zaman zaman... Vesveseyle de birleşince epey sıkıntı yaratıyor. Buraya detaylı da anlatabilirim ama anlatıp da sizi de sıkmayayım ya da benim sanrım hassas bünyelere de bulaşmasın... Bu hastalık ve bu dert bize Mevla'dan geldi, devası da Mevla'da elbette...
İşte aramın böyle çok da süper olmadığı insanlar var, çünkü onlara derdimi anlatmadım. Bazılarına dilim döndüğünce anlatsam da çare bulamadım. Her dert herkese anlatılmaz çünkü...
En yakın dostlarımla mutluyum, derdimi paylaşabileceğim insanlar var.. Beni her zaman destekleyen....
Hani demiş ya şair bir acayip derde düştü, tutuşur. Ve de biliyoruz ki bu sanrı, bir de bunun gerçeği olsa, ki Allah bize o hikmeti göstermesin derim.. Çünkü her hikmeti her babayiğit kaldıramaz... Başka ve bizi sıkmayacak hikmetlerin hepsine açığım... Mevla'nın nice hikmetleri vardır, ancak dilediği kullarına bağışlar... Ne güzel söylemiş Yunus sözleri işte burada;
Çok mutluyuz, Can Coşkun'u seyrediyoruz nescafe eşliğinde... Bir de şu memurluğu kazanıp 9.00-15.30 yeni mesaide çalışıp da maaşımızı da kazanabilirsek, iyice mest oluruz... Ne iyilik yaparım dostlara, başta anneme ve babama. Mevla hep bizimle, asıl zenginlik dostu bilmekte... :)
Bugün bol bol dinlendik. Gribi atlatmaya çalışıyoruz. Daha iyiyiz şükürler olsun..
Yarın ailecek sağlık ocağına gitmeyi düşünüyoruz nasipse...
Cumartesi hasta olduğumu hissetmiştim..
Dün gece yüksek lisans derslerinden İşletme Bilimi ders notlarını açmıştım ve 65. slayta kadar okumuştum. Bu slaytları okuyorum, çünkü bir işe de girsem, evden freelance de çalışsam her 6 ayda bir, mobil oyun piyasaya sürmek istediğimden, örneğin babamın adına bir kişi işletmesi, adi ortaklık, ticaret şirketi ya da start up gibi bir şey ortaya çıkartmak istiyoruz, tabi ilk oyunumuz 6 aylık süre olan Şubat sonuna kadar çıkarsa, çıkmazsa süreyi uzatacağız mecburen.... Ancak biraz disiplinli çalışmayla her 6 ayda bir, bir oyun çıkartılabilir. Bu işletme çeşitleri hakkında bilgi sahibi olmak için okuyor ve arada da araştırıyorum. Ayrıca sadece oyun için değil, yazılım, ticaret ya da eğitim gibi başlıkların da dahil olabileceği bir işletme kurulmalı diye düşünmekteyim. Bu başlıkları kapsayacak bir kişi işletmesi kurulur mu araştırmalıyım... İlk başlarda masraflar minimum olmalı.. Şirket ürettikçe, ticaret şirketine de dönüşebilir, yani şirket tür değiştirebilir ancak o zaman da kazanç ve masraflar da ona göre olmalı... :)
Artık hedefleri 1 günlük değil de 1 haftalık yapmak istiyorum. Hem daha esnek olur, hem daha rahat...
Hedefler ki bugünü saymazsak 6 gün kaldı;
1) 8 adet bilgisayar mühendisliği dersinin tüm derslerini hem ders videolarından hem de ders içeriklerinden yakalamak... Bu baya zorlayacak gibi bizi...
2)Java kitabında en son 154'te kalmışız... Onu 1 haftada 11 . ünite olan kalıtım (inheritance) konusuna kadar bitirmek yani sayfa 285...
3)Büyük Mühendisler kitabında 81. sayfadayız. Onda da 177'ye kadar gelmek...
4) Oyunumuzda Tehlikeli Düşmanlar bölümünde sayfa 125'ten 137'ye kadar kodlamak yani bıçak fırlatmak ve ateş etmek bölümüne kadar... :)
5) İşletmede 191. son slayta kadar gelmek ve işletme çeşitlerini araştırmak...
Ağırlıkları da 1)%40 2)%20 3)%15 4)%15 5)% 10
Yani tüm dersleri hem içerikten hem videolardan yakalarsak çok iyi o bakımdan ağırlığı %40,
Java kitabı da önemli, onun ağırlığı da %20,
Büyük Mühendisler de %15,
Oyun kodlamak da %15
İşletme slaytlarına çalıştırmak ve işletmeleri araştırmak %10
Bunların haricinde başka kitaplar ve namazlar da radarımızda olabilir ama onlar hedef değil... Olursa çok güzel olur ve bir de gripten iyileşmek... :)
Şu videoda dost ne güzel anlatıyor... :)
İşletme slaytlarında 98. slayta kadar geldik. İşletme Bilimi'ni özetleyen slaytlar bunlar... Saat de 00.39...
Saat de 1.15'e gelirken uyuma vakti gelmiş. Herkese iyi geceler...
Saat 2.30 oldu ve uyku tutmadı..
Bizi bu saatten sonra hiçbir karşı cins aşkı bağlayamaz... Yalnız Allah aşkı paklar bizi... :)
Güfte de Ahmet Yesevi Hz. Onun adını taşıyan okulda okumak ayrıcalıktır... :)
Ondan da öğreneceklerimiz var, Yesevilik Bilgisi dersini de az merak etmiyor değilim... :)
Nesnel Tasarım ve Programlama dersinin 2. haftasını da izledik. Şimdi sırada Sayısal Tasarım dersinin 3. haftası var... :)
Sayısal Tasarım dersini de izledik... Akşam 22.00 ve 23.00 saatlerinde iki adet dersimiz var. Bilgisayar Ağları ve Programlama Dilleri isimlerinde... :)
Şimdi biraz dinlenelim de derslerin içeriklerini de okuyalım nasipse...
Akşam ezanı okundu, namazları kılalım bugünkü kılamadıklarımızın da kazasını yapıp..
Ders içeriklerini pek okuyamadık ama dersleri dinledik, yorulmuşuz, hem gripliyiz.
Evet şimdi de biraz haberlere bakıyoruz. Fatih Portakal... :)
Biraz da neşeli müzik. Şu parça herkese umarım iyi gelir... :)
Hafta sonu yeğenim gelecek bize büyük ihtimal. Rica etti benden, onlara ortaokuldayken matematik anlatırdım. Şimdi 12. sınıfa geçtiler. Ona matematik çalıştıracağım için çok mutluyum... Bir insana bir faydam dokunacak.. Polinomlar konusuymuş, biraz tekrar edip hatırladığımız kadarıyla dilimiz döndüğünce anlatacağız nasipse...
Bugün uyanış 5.20'ye doğru. Rüyamda bir hackerla tanışıyordum. Güvenilmez bir görüntüsü vardı. Okey oynuyorduk arkadaşlarla...O da karşımda taş çalıyordu. Bir insanın yetenekleri değildir onu değerli yapan... Yetenekler Tanrı vergisidir.
Vefası, sözünde durması, Hakk'la olan münasebetidir O'nu değerli yapan... Peygamberler boş yere gelmedi. İnsanları uyardılar. Kimisi onları dinledi. Kimisi de helak oldu...
Siber güvenlik dünyasına girersem, sadece kendimi ve yakınlarımı korumayı öğrenmek için girerim. Arka kapılardan insanların hayatlarını karartmak için değil. Benim de bilgisayarıma hackerlar sızdı, Boğaziçi'ndeyken.. Edepsiz edepsiz konuşmalar yaptı... Çeşitli dertlere sebep oldu. Biz de kılıcı kaldırdık Tanrı rahmetiyle.
Şimdi de sızıntı oluyor ama artık dert etmiyorum...
İnsanlardan kimisi çok çalışkandır ama adam değildir, kimisi de çok tembeldir ama evliyalar zümresindendir...
Hackerların kimisi de interneti daha güvenli bir yer yapmak için çabalar. Kötü adamların zararlarını önler...
Dava insanlık davası dediğimiz gibi, anlayabilene ne mutlu... :)
İsterse dünyanın en zeki, çalışkan ve yetenekli adamı kötülerden olsa, en büyük evliyası da tembellerden olsa, gene de kötüler kazanamaz... :)
Evet bugünkü hedefler; namazları ve virdi tekrar yakalamak ve dünden kalan iki ders ile Büyük Mühendisler Kitabı'nda 53'ten (dün 81'di hedef) 107'ye kadar gelmek ve gene dünden kalan Java kitabında da hedefi biraz daha geliştirip 129'dan 213'e yani Nesneye Yönelik Programlama'ya kadar gelmek..
Ağırlıklar; namazlar ve vird %25, iki ders %25, büyük mühendisler kitabı %20, Java kitabı %30...
Sabah aldığım ilaçlar beynimi çok uyuşturdu. Bu ilaçlardan kurtulmalıyım gibi. Ders çalışamıyorum bunları alınca... 15 dakika ders izledim ve sadece 6 sayfa okuyabildim... Biraz etkileri azalsın da gene hedeflerde akalım... İbadetlerden dahi geri bıraktırıyor... :)
Aldığım ilaçlar da 50'şer mgdı sadece. Şu yardımcı ilaçları azaltıp bırakmalıyım, bana faydadan çok zararı var. Antidepresan takıntı için, antipsikotik de mani, huzursuzluk ya da psikozu önlemek için... Uzun zamandır hiçbir şeyden şikayetçi değilim ilaçlardan başka... Antidepresana gerek yok, zaten mutluyum. Ama doktor kesene kadar kullanacağım. Aslında İzmit'teki doktorlar onu yazmıyordu ama Ankara'daki profesör takıntı için 100 mg yazmıştı. Aşırı coşku yaptı, 50'ye düştük. Takıntı da herkes kadar... Antipsikotiğe ise biraz gerek var, çünkü hiç içmeyince mani ve huzursuzluk oluyor. Onu da önümüzdeki hafta 200'den 150'ye düşürmeyi deneyeceğim tekrar kendim... Eskiden Ankara'daki doktor 600 yazmıştı, şimdi 200 bile 4'e bölerek fazla geliyor...
Hedefim aylık iğneyi 50'ye indirmek (bakın 25 demiyorum çünkü genç doktor senin rahatsızlığına göre 50'ye kadar düşer dedi ki doktorlar işi biliyor) ki doktor bana ileride olabileceğini söylemişti. Antidepresanı kesmek ve antipsikotiği de en düşük doz olan günde tek bir tane 50 mg almak o da maniyi önlemesi için... Aslında tek iğneye düşeceksin dediler ama antipsikotik de en düşük doz takviye iyi olur günlük. :) Bana öyle geliyor ki antipsikotiği yavaş yavaş düşeceğiz, antidepresanı da onu düşerken keseceğiz ve iğneyi de belki 3 senede 100'den 75'e ve 10 sene sonra da 50'ye düşeceğiz Allah ömür verirse... O düşük dozlarda bana pek sıkıntı vermez, ve hastalığın nüksetmesini engeller... Çünkü bir kez ilaçları komple kestik ilk zamanlarda doktor kontrolünde daha beter hastalandık... :)
Bugün biraz uyuduk epey. Babamız hasta olduğundan ondaki grip bize de geçti. Boğazımız ve beynimiz yanıyor. Hemen bir sıcak çay yaptık. Belki boğazımızı yumuşatır. Üstteki görevleri sallayacağız gibi, önce sağlık...
Bir pastil buldum evde, babam yeni almış sanırım. Onu aldım...
Buhar makinesinin öncülerinden Richard Trevithick, havacılığın en önemli isimlerinden Sir George Cayley, lokomotifler ve demiryolu sisteminin kurulmasında önemli katkıları olan George Stephenson ve Fark Makinesi ve Analitik Makine gibi buluşlarla ilgilenen ve pek çok soyluluk ünvanını geri çeviren dahi Charles Babbage ve onu anlatırken de ismi geçen manik-depresif arkadaşı Ada Lovelace ki kendileri bilgisayar biliminin öncülerindendir, bu parlak beyinleri okudum. Sayfa 81'e geldim, sıradaki kahraman Charles Blacker Vignoles...
Böyle parlak beyinleri okudukça, durmadan çalışasım geliyor. Mucit olacağımdan değil, belki daha bilge olacağımdan... :)
Araya güzel bir şarkı daha ekliyorum... :)
Java kitabında 141'e kadar geldik, 213 hedefine epey yol var... Bu kitap büyük mühendisler kitabı kadar hızlı akmıyor, çünkü kodlar var içinde, beyni yormak lazım anlamak için... :)
Java Yeni Başlayanlar İçin kitabında 154'e geldik. Static Metodlardayız... Hemen öncesinde Fibonacci serisinin kodunu veren program vardı ki daha önce de karşımıza çıkmıştı biraz daha farklı olarak başka bir programlama dilinde...
Antalyaspor - Galatasaray maçı var şimdi... Kitap yanımızda dursun arada bakarız...
Haydi aslanlar deplasmanda da olsanız görelim sizi... :)
Dün gece 12.10 gibi yattım ve 10.10 gibi kalktım. Yaklaşık tam 10 saat, dile kolay, uyuması da kolay... :)
Aslında sabah uyandım daha erken ama uykumu sonra alamıyorum diye biraz daha yatayım dedim. Neyse ki kahvaltımızı da yaptık. Dayım bizde, Beşiktaşlı, Çarşı taraftarı ve Atatürkçü. Ekmeğini paylaşır, suyunu paylaşır ve rakısını paylaşır. Biraz da çapkındır.... :))
Ev kalabalık olunca çok hoşuma gidiyor. Sohbet edebileceğim dostlar oluyor. İnsan dostlarıyla mutlu ve insan...
Bugün neler yapalım? Hemen bakalım..
129'dan 195'e kadar Java kitabından akalım... Dün 3 ders görmüştük. Kaldı 4 ders dünküleri de eklersek.
Bugünkü hedef: 4 derse (Elektrik Devreleri, Nesnel Tasarım ve Programlama, Lineer Cebir, Olasılık ve İstatistik) hazırlanmak. + 66 sayfa sayfa kadar kitaptan çalışmak...
Öyleyse önce biraz müzik ve ardından vira bismillah...
Evet, ilk dersi Lineer Cebir'in ikinci dersi olarak izledik. Yalnız hoca çalışma soruları vermiş. Hedefe ulaşırsam, onları da gece ya da yarın yapmalıyım sıcağı sıcağına. Eğer çok çalışırsak hedef %100'ün üzerine de çıkabilir ekstralarla...
Şimdi biraz dinlenme ve ardından Elektrik Devreleri dersi...
Çayımızı söyledik, kitabımızı aldık, çarşıda biraz dolaştık, para çektik ve eve döndük. İnsanlar, konuşurlar herhangi birileri hakkında. Falanca şöyle der, filanca böyle düşünür. Önemli olan sizin ne düşündüğünüzdür. Laf ola beri gele... Gülün ve yolunuza devam edin... :)
Pek bir kuantum kitabı göremedik. Büyük Fizikçiler kitabı gözümüze takıldı, almak istedik ama pahalıydı. (250 TL) Biz de Büyük Mühendisler isimli kitabı aldık. (150 TL)
Bugünkü hedefler biraz sapacak gibi, çünkü şu anda güzel bir kahve yapıp şu güzel kitaba başlayasımız var. 66 sayfalık Java hedefini, 81. sayfaya kadar Büyük Mühendisler kitabı olarak değiştiriyorum. Ders ağırlığı ile kitap ağırlığını da gene %60 ve %40 yaparız. Sayfa fazla ama bazı yazılar kısa ve boş sayfalar da var... Arada böyle hedeflerde değişme olabilir... :)
XVII sayfa giriş bölümü ve ardından 11. sayfaya kadar geldim, bir de akşam yemeğini yedik. Henüz Riquet ile Vauban'ı okudum. Şimdi sırada James Brindley var.
Biraz da şöyle tasavvuf müziği araya... :)
James Brindley, John Smeaton ve James Watt'ı da okudum...
Sıradaki kahraman William Jessop. 27. sayfaya geldik...
Jessop ve ardından Lazare Carnot, Thomas Telford'u da okudum. Sıradaki kahraman John Rennie... :)
Sayfa 39...
Rennie ve ardından Sir Marc Isambard Brunel'i de okudum. Herkesin kendine has ilginç bir yaşam öyküsü var...
Sırada Richard Trevithick var... 53. sayfadayız.
Aslında benim gönlüm dervişlerle... Ancak bilim adamları da çok önemli katkılar sağlamışlar...
Mühendislik okuduğumdan büyük mühendisleri okuyorum...
İbn-i Sina, Mevlana, Yunus Emre, Şems-i Tebrizi, Beyazıt-i Bestami, İbrahim Ethem, Hünkar Hacı Bektaş Veli, Sadi Şirazi gibi kişiler benim gönlümde daha çok yer kaplamışlar... Her biriyle alakalı kitaplarım var. Onları okumaya doymam...
Ne de olsa dava insanlık davası Aşık Veysel Şatıroğlu'nun da dediği gibi... :)
53. sayfada duralım ve Java kitabına geçiş yapalım, bu kadar büyük mühendis şimdilik yetermiş. Biraz da Java'da akalım hedef koymadan... Sonradan başarı yüzdesi çıkartırız yaklaşık olarak... :)
Bilgisayar Mühendisliği'ni çok seviyorum, belki de özgürce uzaktan okuduğumdan. Belki de kaynakların Türkçe olmasından. Aslında fiziği de seviyorum ama belki de bir matematik kadar yeteneğim yok. Gerçi Boğaziçi'nde matematiklerden de az çakmadım değil ama gene de 2 şer not daha yükseklerdi fizik notlarından ve fizikte lablar da vardı ve ben o lablardan pek hoşlanmazdım çünkü hafızam zayıftı, aklımda tutamazdım söylenilenleri. Bir de İngilizcem yeterli gelmezdi...
Bu okulda da matematikler AA, AA;
Fizikler AA, BB geldi.
Gerçi çalışmayla da alakalı, moralle de. Burada derslere girmedim çoğuna. Tekrarlarını bile izlemeden girdim bazı derslerin, çoğu sınava ama gene de geçtim.
Bir de o zamanlar hastalığım daha fazlaydı. Dertlerim çoktu...
Şimdi şükürler olsun. Çok mutluyum genellikle...
Boğaziçi'nde matematikler CB CC
fizikler DC, DD olmalı... Bir tane daha fizik vardı tek kredilik o da DD
Ancak Boğaziçi'ndeyken paso kalırdık. Yani hep alttan olurdu dersler. Sınıfta kalmaktan başımız dönerdi... :)
Boğaziçi Fizik Bölümüne bir gün döneceksem, zamanda yolculuk konusu hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak, kuantum fiziği hakkında bilgilenmek ve horoz adağımın huzur içinde olması için dönerim... Yoksa okulun güzelliği falan beni eskisi kadar hiç cezbetmiyor... Hayatımın en dertli dönemi orada geçti... Tanrı'yı da o kadar derdin arasında, orada buldum ve kaybetmeye de hiç niyetim yok...
Allah, doğru yoldan ayırmasın... :)
Çünkü aşağılanma, korkulardan da beterdir... Korku varken başarılı kalabilirsiniz ama aşağılanırsanız başarmanız imkansız gibidir... :)
Şanlı İsa Nebi, her türlü derde belaya gülüp geçerdi. O'nun nefesi ölüleri diriltirdi... :)
Burayı okuyorsanız ve benzer dertler sizin de başınıza geldiyse, o ortamdan uzaklaşın. Boş verin okulu mokulu, size okul mu yok. Hiçbir okul sizden kıymetli değil. İster Harvard, ister Robert Kolej olsun. Ya okul değiştirin ya da bir müddet ki bu süre uzundur, belki 1 sene dinlenin oradan uzakta imkanınız varsa...
Ben de okul değiştirdim, üstelik 6 sene sonra ve mütevazi bir okulda hasta halimle okulu hiç uzatmadan dersleri verdim. Zeka sizin zekanız, ancak hastalanmışsınızdır. En doğrusu kasvetli ortamı tüm cazibesine rağmen terk etmeyi bilmektir. Bu maddi cazibe de olabilir. Başka türlüsü de...
Bu yeni okulda eski dertler azaldı, insanlara daha çok karıştım ve şimdi yüksek lisanstan da sonra bir başka okula daha başladım. Şimdilerde çok daha mutluyum ama hastalık bitti mi hayır. Çünkü travmatik olaylar yaşanmış..
Bu dertler belki başınıza sizin de Tanrı'yı bulmanız için geliyor olabilir ya da başka dertler...Cennette dert yok diyorlar. O yüzden bu dünyaya çok da bağlanmamak gerek. Ancak sabretmek de gerek. Sakın pes etmeyin...
Bu arada dün gece rüyamda silahsız savaşa gidiyordum. Ölmekten korkmuyordum ta ki ölümle burun buruna gelene kadar. Karşıma bir asker çıktı tüfekli ve beni öldürmedi. İşte orada bile ölüme meydan okumak gerek. Don Kişot'un aslana meydan okuduğu gibi. Ölmek bize tatlı candan daha tatlıdır demek gerek. Kurşuna bile... Rüyadan uyandım, tıpkı öldükten sonra hayattan da uyanacağımız gibi... :)
Java'ya da geçemedik, buraya takıldık ve uykumuz geldi. Bugünkü başarı oranı (2/4)*0,5+((17+53)/(17+81))*0,5 = %60 Başarı
Bu sefer 0.5'erden eşit ağırlıkla hesapladım dersler ve kitabı. Çünkü dersler 1 eksik, kitap da daha uzundu... Öbür türlü hesaplayınca da %58,5 oluyor...
Neyse bugün %60 başarı. Yani 2 ders + 70 sayfa. İdare ediyoruz... :)
Saat 3.47 ve biz yaklaşık 10 dakika önce uyandık. 21.30'a doğru yatmıştık. Yani yaklaşık 6 saatlik bir uyku bize yetti. Şimdi bir kahve yapalım. Biraz açılalım ve banyomuzu da yapalım ve akas tukas devam ettiğimiz ibadetlerimize de devam edelim...
Bugün izlememiz gereken 2 salı, 3 çarşamba gününden toplam 5 adet ders var. 2 de akşam canlı ders olmalı. Olmadı onları cumaya aktaracağız.
Hayat çok güzel. Yarın dersleri de izledikten sonra ve hafta sonu nasipse oyunumuzda ilerleyelim. Ne demiştik ninja oyunu şubat sonuna kadar çıkmalı. 3. bölümde çok güzel şeyler olacak inşallah... Biraz daha uzun yapmalıyız bölümleri...
Kahvemizi de yaptık. Kütüphanemizdeki Java kitabı da gözümüze çarpmıyor değil. Sayfa 63'te kalmışız en son. Biz şu an 4. bölüm olan değişken ve veri tiplerinde kalmışız. Hedef sayfa 135, bölüm 7 yani metodlara kadar gelmek...
Yani bugünkü hedefler 5 ders + 72 sayfa gibi. İbadetler de şevkimiz olduğu ve sağlığımız el verdiği müddetçe. Bu hedeflerin %80'ine gelmek bile büyük bir başarıdır benim için...
Banyomuzu yaptık ve Java kitabında sayfa 85'e geldik. Sabah ezanı okundu ama hemen ibadetimizi yapamıyoruz, çünkü sabah ilaç alınca başımızda biraz sıkıntı oluştu. Şimdi biraz çayla bisküvi atıştıralım müzik eşliğinde...
Evet Bitsel Operatörler konusuna geldik. Bitlerin tersini alma, sağa ve sola kaydırma işlemlerini öğrendik. Sayfa 102 Tip Karşılaştırma Operatörü konusundayız...
Saat de 7.09...
:)
2-3 şarkı molası verelim...
Evet gece uyandığımızdan odamızda çalışıyorduk. Gün çoktan doğdu ve balkona çıkabiliriz..
Balkon biraz serinmiş. Üzerimize bir şeyler daha almalıyız mümkünse kalın.
Ruhumuz rahatladıkça ve öğrendikçe, ibadet edip iyi işler yaptıkça Mevla'ya şükrediyor ve rahmetini gözetiyor. İşte tam da burada bir hikmet gizli. Nefsimiz vesveselenip de kötü sözler fısıldadıkça da bir başka şey... Burada da başka hikmetler gizli...
Mevla hep bizimle, şükürler olsun... :)
Uykumuz geldi biraz, saat de 7.52 olmuş. En iyisi biraz kestirmek 2 saat kadar... Uykumuzu tam alırsak daha sağlıklı oluruz...
Uykuya yeniliyoruz. Dün 6 saat kadar uyumuştuk ve öğlen uykusuna da yatmamıştık ancak erken yatmıştık. Bugün de ikinci uykudan 15.13 gibi uyandık ve kahvaltı yaptık. İlacımızı aldık ancak bir sonraki dozun saati de geliyor... Gene de mutluyuz, ne de olsa işimiz gücümüz yok... Öğrenciyiz, öğrenci olursa ders veririz ve bir de oyun yapmaya çalışırız... Aslında biz özgürlüğü seviyoruz. Çalışırsak da ilk tercihimiz uzaktan çalışma ya da memurluk. Memurluk saatleri 9.00-15.30 olacak diye bir haber görmüştüm. Umarım doğrudur. Bir insanın vaktinin büyük bir bölümü mesaide geçmemeli. Paranın çok olması önemli değil çünkü, yeterli olması önemli. Param çok olursa çok dağıtabilirim, birazdan çok olursa birazdan çok, az olursa az, hiç olmazsa da hiç dağıtamam. Ne demişler azdan az çoktan çok ver... :)
Bir de hiçbir insan para kazanmak için sıkıntıya düşmemelidir. Bir iş onu çok sıkıyorsa, geriyorsa, bunaltıyorsa başka bir iş yapmalıdır, ya da bir müddet dinlenmelidir. Herkes en sevdiği işleri yapmalıdır. Benim sevdiğim şeyler yazı yazmak, okumak, ders vermek, öğrenmek, oyun yapmak ve sohbet etmek olarak özetlenebilir. Yani yazar, okumacı, ders verici, öğrenci, oyun yapıcı ya da sohbetçi olmalıyım. Zaten şu aralar bunların çoğunu yapıyorum ama gene de hiç kazanamıyorum. Ama gene de dert etmiyorum. Ne de olsa çok parayı mezara götüremiyoruz... :)
Hem dostum Mevlana varlığı değil, yokluğu övmüş... Bunda da nice hikmetler gizli... Mevlana dedik de şimdilik dersi, şunu bunu bırakalım da Mevlana'nın şiir dünyasına dalalım... :)
Geçen sene ilk dönem 3, ikinci dönem de tek öğrenciye matematik dersi veriyordum. Belki Mevla gene bana öğrenci nasip edecek belli mi olur... Çok az kazanıyordum, ücretler epey düşüktü. Biraz hayrına yapıyordum aslında... Bu dönem annem eve öğrenci getireceksen ücreti arttır dedi. Biz de onun isteği doğrultusunda ücreti %333 yaptık. Ama gene de ortalamadan düşüktür. Siz düşünün artık... :)
Şimdi Mevlana ağır gelebilir çünkü ilaçları peş peşe içtik, sıkıntı yaratır. En iyisi Java kitabından akmak... :)
Java kitabında 102'den 129'a geldik. Gelişmiş For Döngüsü konusundayız. C ve C++ çalıştığımız için Java dili de bu dillere çok benziyor, daha kolay öğreniyoruz. Ancak gene de bir uygulamalı Java kursu seçebiliriz. Bu kitap 900 sayfa, bitirsem bile bir de kodlama alıştırmaları da yapmalıyım. Öğrenecek o kadar çok şey var ki ömür yetmez, ancak uykuya Mevlana'nın dediği gibi zebun olmazsak başarılabilir gene de engellere rağmen pek çok şey...
Bilgisayar Ağları dersini bitirdik(bu ikinci dersiydi bilgisayar ağlarının) (1/5) , şimdi sıra Programlama Dilleri dersinde... Ama önce biraz müzik, makine değil beyin bu rahatlamaya da ihtiyacı var... :)
Evet Programlama Dilleri Dersini de takılmalar olduğundan sonlarını biraz atlayıp takip ettik. Hoca yurt dışına çıkmış, bağlantıda sorunlar yaşanıyordu...Dersten çok bir verim alamasak da görev tamam sayılır...(2/5) İçerikten çalışmalı bu derse. İçeriklerde çok güzel şeyler paylaşılıyor. Belki hoca ders notlarını da paylaşır...
Şimdi sırada Veri Yapıları dersi var.
Çok güzel ve zor bir ders ancak iyi öğrenirsek kolaylaşır. Hoca sağ olsun, güzel bir kaynak paylaşmış. Hem kendisinin derste anlattıklarını paylaşıyor hem de kendi hazırlamış olduğu bir kitap gibi notlar var. Çok güzele benziyor. Hoca iki 45 dakikada sayfa 21'e kadar geldi bile, üstelik notlar çok detaylı...
Bu dersi de izledik. (3/5) Ama daha çalışmalıyız bu derse çünkü bu ders zor... Hoca paso karmaşık kodlar yazdı, ve pek çok kimse de zorlandı...
Şimdi sırada 4. ders var. Elektrik devreleri. Akşam ilacını da aldık ve beynimiz uyuştu. İlacı 4'e bölerek günde 4 defa içmeme rağmen epey sersemlik yapıyor. İçmeyince de mani ya da huzursuzluk...
Bu da geçecek inşallah zamanla. Allah büyüktür... :)
Bugünlük bu kadar çalışma yeter bence.
3 ders izledik ve yaklaşık 66 sayfa Java çalıştık.
5 ders + 72 sayfaydı hedef... Derslerin ağırlığına %60, kitabın ağırlığına da %40 desek:
(3/5)*0,6+(66/72)*0.4 = 0,36+0,36 = %72 başarı, hiç fena değil...Uykuları azaltırsak inanıyorum ki %80'lerin üzerine de çıkacaktır... :)
Bugün virdi yapasımız yok. çünkü başımız ağrıyor daha doğrusu yanıyor.
Namazları da çok kılasımız yok böyle beynimiz yanarken...
Dersler daha sisteme yüklenmemiş.
Yüklenseydi izleyecektik bir gayretle.
Kahvemizi yaptık, balkondayız.
Hava biraz serin.
Saat şimdilik 6.49.
Bu güzel gün bizim için...
Saat 7.30'a kadar müzik dinleyelim.
Yavaş yavaş başımızın yanması ve ağrısı geçiyor.
5 dakikada abdest alıp, 25 dakika kadar da namaz ve virdi yapalım...
Daha da mutlu olacağız bu işi başarırsak inşallah.
Vird de Virdi-Mevlevi...
Aslında benim Mevlevilerle bir bağlantım yok,
Ancak Mevlana'yı baba gibi sevdiğimden bu virdi arada yapıyorum...
Şu 10-15 dakikada da biraz Divan-ı Kebir'e bakalım...
Mutluyuz, şükür Mevla'ya...
:)
Biraz daha fazla baktık, 15 dakika bizi kesmedi.
Saati de 7.47 yaptık...
Evet saat 8.15 olmuş,
Virdi tamamladık ancak tespihatı kısa tuttuk,
Çünkü biraz beynimiz yanıyor.
Allah cümlemize şifa versin ve hayırlı dualarımızı ve ibadetlerimizi kabul etsin...
Şimdi çay zamanı...
Dersler yüklensin de çalışalım...
:)
İkindi Editi:
Saat 16.05 oldu. İğnemizi olduk. Beynimizi çok uyuşturdu ilaçlar. Ders çalışamadık. Yemeğimizi yedik. İbadet de sabah ile sınırlı kaldı. İlk gün genelde böyle oluyor. Kafayı dinlemek gerek. Bugün de şansımıza 3 ders var. Ne olacak böyle giderse? Dün de girmedik 2 derse... Olacağı şu; dersler birikecek, müsait olduğumuz zamanda seyretmeye kalacak. Allah'tan 45 dakika bir ders...
Oyunu da epeydir yapamıyoruz zaten. İşte hayat böyle, hep akas tukas ilerliyoruz...